UKRAYNA Yeme-İçme Rehberi

KORKMAYIN KİMSE AÇ KALMAYACAK: ALFABETİK SIRAYLA DEV LVİV YEME İÇME REHBERİ

Bundan tam bir sene evvel Lviv’e gitmeden önce araştırma yaparken karşıma çıkan mekanların güzelliğine ve fazlalığına çok şaşırmış, yok artık canım bu kadar da olamaz demiştim. Az bi abartmayın, tamam anladık güzel mekanlar vardır da en azından meydandakiler turistiktir, adam kandırmaçlı yerlerdir, ziyanlıktır demiştim. Lviv’e gidince de adeta tokat yemiştim.. Doğruymuş ağalar, doğruymuş hanımlar, Lviv tam bir gurme şehirmiş. Lviv yeme içme cennetiymiş. Birbirinden güzel konseptlerle, özenle dekore edilmiş mekanlara sahip olan, kendisi küçük ama yüreklerde edindiği yer büyük olan bir şehirmiş. Lviv yeme içme rehberi çıkarılabilecek kadar zengin bir şehirmiş.

Lviv old town bölgesinde tüm mekanların birbirine yakın olması büyük bir avantaj. Çünkü özellikle soğuk bir mevsimde gidiyorsanız sokaklarda avare avare dolaşmak akıl karı değil. Bu noktada Lviv gerçekten harika. Mekanlar birbirine yakın olduğu için çok üşümemiş oluyorsunuz, yemeğinizi yiyip iki adım atıp canlı müzik dinleyebileceğiniz mekana gidebiliyorsunuz. Mesela İstanbul’da da güzel mekanlar var ama hepsi birbirinden o kadar kopuk ki.. Bazı semtler var bir sokak sırf kebapçı ile dolu, bazı yerlerde hep kahve tatlı mekanları, aç kalırsınız resmen, o derece; barlar sokağında içeyim deseniz sağlıklı beslenmeci arkadaşınız can verir kollarınızda. Ama işte Lviv öyle değil. Zevk sahibi insanların kurduğu zarif bir şehir. Ben aradığım her şeyi, aramayı bırak aklıma bile gelmeyecek ilginçli konsept mekanları Lviv’de buldum.

İkinci gidişimde yeni mekanlar denememe rağmen çok da farklı yerlere gidemedim yanımdaki arkadaşlarıma sevdiğim yerleri de gösterebilmek için. O yüzden üçüncü gidişimde kendimi yeni mekanlara adamayı düşünüyorum. Çünkü benim için yeme-içme, mekanlar, konseptler çok önemli.. Neyse artık listemize geçelim, zaten liste kabarık ben hala burada car car konuşuyorum 🙂 Kimse darılmasın diye alfabetik sıra ile sıralıyorum mekanları (ortak albümde sanatçılar birbirine düşmesin diye alfabetik sıralanır ya, ona benzedi 🙂 ).

Mekan adlarının yanına kahvaltı, akşam yemeği, tatlı, kahve, kokteyl yazarak işinizi biraz daha kolaylaştırmayı deneyeceğim. Bir de her mekanın sonuna sokak adı ile numarasını yazdım, haritadaki konumuna da link verdim. Konum için pembe yazılara tıklayabilirsiniz. Ayrıca websitesi olan mekanların adını kırmızıya boyayıp linklendirdim 🙂 Başlamadan evvel Lviv’e dair genel bilgiler edinmek ve ulaşımdan para birimine türlü türlü mevzuyu öğrenmek isterseniz Lviv Hakkında Bilinesi Detaylar yazıma bir göz atabilirsiniz..

LVİV YEME İÇME REHBERİ

1-ATLAS (Çay, çorba.. Mahalle arası konuşması gibi oldu 🙂 )

Meşhur Rynok Meydanı’nı bir dikdörtgen olarak düşünürsek, Atlas o dikdörtgenin bir köşesine denk geliyor. Asker yeşili boyanmış çerçeveleri, dışarıyı keyifle seyretmenize müsaade eden camları, kapısının önündeki ahşap geyik heykeli ve çocuklar için konulan minik oyuncaklarıyla sempatik bir mekan olduğunu söyleyebilirim.

Bu tarihi mekanın dekorasyonu sizi ilk açıldığı döneme götürüyor adeta. Girişin sağında ve solunda birbiri içine açılan birkaç odası bulunan Atlas’ın bir odası tümüyle portrelerle bezeli. Dev koltuklara gömülüp tarihte yolculuk yapmak için ideal.

İlk gidişimde mantar çorbası içip çok beğenmiştim. İster çaya, ister kahveye, tatlıya, ister kahvaltıya isterseniz de akşam yemeğine bir şekilde buraya uğrayın derim.

Rynok Square, 45

2-BACZEWSKI (Piyano eşliğinde açık büfe kahvaltı)

Zurnanın zart dediği yere hoş geldiniz! Bu mekanı ziyaret etmeden evinize dönerseniz Lviv geziniz kabul olmuyor bilesiniz 🙂 Şaşırmayacağınız üzere Rynok Meydanı’na çok yakın olan Baczewski, 08.00-11.00 saatleri arasında konuklarına piyano dinletisi eşliğinde açık büfe kahvaltı sunan bir restoran.

Daha doğrusu güne kahvaltı servisi ile başlayıp, öğlen ve akşam yemekleriyle devam eden bir mekan aslında, kahvaltı bitince kepengleri kapatmıyorlar sonuçta 🙂 Ama biz dikkatimizi dağıtmayalım, kahvaltıya odaklanalım, hedefimize kitlenelim. Aralık 2018’de 1 kişilik açık büfe kahvaltı fiyatı 140 grivna. Ücret kapıda peşin olarak ödeniyor. Erkenden gitmediyseniz sıra beklemeniz muhtemel. Aşağı yukarı yarım saat 45 dk’lık bir bekleme sonrası o güzel kış bahçesine alıyorlar sizi..

Her yer bitkilerle bezeli.. Dev kafeslerde tropik kuşlar ötüşürken, sağda piyano çalan hanımefendiyi görüyorsunuz. Piyano dinletisi 10.30’da sona eriyor, kendinizi bu saate göre ayarlarsanız şampanyanızı piyano eşliğinde yudumlayabilirsiniz. Evet, açık büfe kahvaltınıza 1 kadeh şampanya yahut 50 cl vodka da dahil. Yalnız içecek konusunda dikkatli olmanızı öneririm.

Ödediğiniz paraya sadece 1 fincan kahve ya da 1 fincan çay dahil. Birinden birini seçmeniz gerekiyor. Çeşit çeşit kahvaltı malzemesine ek olarak omlet, pancake ve krep çeşitlerinden de alabiliyorsunuz. Ben bu kahvaltıyı çok keyifli buluyorum. Ortamın güzelliği dahi yeter. Yedikleriniz aşırının aşırısı güzel diyemem ama aç kalacağınızı da sanmam onca çeşit arasında. Bir sabahınızı Baczewski’ye ayırmaya değer bence.

Shevska Street, 8

     3-BREAD AND WINE (Chleb I Wino) (Renkli ekmekli hamburger)

Çok bariz bir konumda yer almasına rağmen bir şekilde dikkatimi ilk seyahatimde çekmeyen Bread&Wine, son gezimde 2 kere uğradığım keyifli bir mekan olarak yer etti hafızamda. Gaz Lambası Cafe’nin tam karşısında. Sadece mumlarla aydınlatılan loş bir mekan. Özellikle akşamları bu ambians sizi alıp adeta Orta Çağa götürüyor. İlk gidişimde red burger denedim. Ekmeği pembemsi olan (muhtemelen pancardan ötürü) bir burger. 76 grivna için epey başarılı bence.

Red Burger-Bread and Wine

Bir sonraki gidişimde de green burger denedim, ekmeği biraz kuruydu. Arkadaşımın yediği black burgerden tattım, onun da ekmeği çok güzeldi ama koyun etinden yapıldığını düşünüyorum köftenin. Velhasılı kelam, şöyle tarihi bir ortamda güzelce karnımı doyurayım diyorsanız adresiniz Bread&Wine olsun. Bu arada yan masada görüp ilginç bir içki sipariş ettim. Wine with absinth dedikleri bu yanarlı dönerli içki atraksiyon arayanlar için bire bir 🙂

Virmens’ka Street, 15

4-BUBBLE WAFFLE (Çikolata dolgulu waffle)

Gelelim Lviv’e özgü olmayan ama hazır gitmişken dünya trendlerini yakalamak isteyeceğiniz bir mekana: Bubble Waffle! İsmi açıklayıcı olmuştur sanırım. Baloncuk şeklindeki waffle gözlerinin çikolata dolgulu olduğunu hayal edin.. Sahiden çok leziz. Gönlünüze göre siparişinizi verebilirsiniz.

Rynok Meydanı’ndan Opera Binası’na gidilen yolun üzerinde yer alıyor. Opera öncesi tatlı kaçamağı için düşünülebilir.

Teatralna Street, 20

   5-COFFEE LAB (Lviv resimli kahve)

Son gezimin sürprizli mekanı Coffee Lab! Üzerinde “Lviv It” yazan tramvaya sırtınızı verdiğinizde sol taraftaki yol üzerinde yer alan bu minik kahveci en şirin keşiflerimden biri oldu.

Sempatik dekorasyonu, yardımsever çalışanı ve sıcacık ortamı burayı sevmem için yeterliydi. Kahvenin üzerine Lviv resmi çizebildiklerini öğrenince bonus oldu doğrusu. Gıda boyasıyla hazırlanan bu kahve çok şirin görünmüyor mu?

Instagramlık foto avcılarına selam olsun, hadi gelin ve bu minik cafeyi deneyimleyin 🙂 Foto çekimi sonrası boyalı kısmı aldırttım üstten, daha evvel Budapeşte Smuz Cafe’deki renkli latteartlı latteyi de içmemiştim.

Görsel her şey değildir ama önemlidir diyenlere gelsin.. Bu arada kahvenin geriye kalan kısmı da gayet başarılıydı, ille de boyalısını içmek zorunda değilsiniz tabi..

Ruska Street, 12

   6-CELENTANO RISTORANTE (Dev pizza)

Hani yoldan yeni gelmişsinizdir, valizleri daha yeni otele atıp dinlenemeden şehir merkezine ulaşmışsınızdır ve açlıktan ölüyosunuzdur; henüz yerel lezzet tadacak motivasyona ulaşamamışsınızdır ya (atıyorum Lviv cıvıklısı kibin bişi 🙂 ), o esnada imdadınıza aşinası olduğunuz ve garanti bir lezzet gelir: pizza! Bu uzun cümleyi de noktaladık (ünlemledik mi demeliydim 🙂 ) çok şükür! Evet ne diyorduk, pizza. Pizza ama dev bir pizza, öksüzdoyuran cinsinden!

Meydanların şahı Rynok’un bir köşesinde yer alan şubesini deneyimledim ben. Çok da memnun kaldım. En büyük boy pizzası ile 3 kişi rahat doyuyor. Ama ince hamurlu olduğunu hatırlatalım. O yüzden iki kişi de hakkını verebilir bence. En son bir dev pizza için 251 grivna ödemişiz. Fiyatlar gayet makul. Giriş kısmının ardından içeride 2 salonu daha var, hatta bir tane de alt katta mevcut, o yüzden yer yok sanıp geri dönmeyin.

вул. Галицька, 1

    7-CENTAUR (Kruvasan içinde eggs Benedict-kahvaltı)

Rynok Meydanı’nın bir diğer ağır abisi –ilki Atlas’tır- Centaur, eski, köklü, elit bir mekan. Güzel bir kahvaltı için akla ilk gelenlerden. 2’dir ayıla bayıla yediğim kruvasan içerisinde servis edilen eggs benedicti üzerine ev, araba yapılacak cinsten! Mutlu bir doygunluk oluyor midenizde bu bitince, en azından bende öyle oluyor 🙂

Kahvaltıyı siyah çay olmadan düşünemiyorsanız Lviv’de çok zorluk çekmeyeceksiniz. Centaur’da da siyah çay mevcut. Cam demliklerde yanında şık fincanlarla sunuluyor. Menüde Ermeni usulü yumurta diye bir seçenek var, o da bildiğin menemen. Çay sunumunda renkli şekerler ve lokum da ikram ediyorlar. Çalışanları güleryüzlü ve yardımsever. Sadece birden fazla kişiyseniz ve bir kısmınız nakit bir kısmınız kartla ödeyecekse hesap biraz karışıyor. Çünkü kartla ödenince vergi oranı değişiyormuş, o yüzden hesabı isterken ödeme biçiminizi söylemeyi unutmayın.

DİKKAT! Cheesecake’i berbat, sakın denemeyin!

Rynok Square, 34

8-CHAMPAGNERIA X&X (Haçapuri, sosisli ve şampanya)

Çok beğenip 2. kez gittiğim yerlerden biri de Champagneria X&X. Ağırlıklı olarak Gürcü yemekleri ve birbirinden güzel şampanya, sparkling, şarap çeşitleri olan, küçük, sempatik, cici bir mekan.

Haçapurisi ve sosislileri nam salmış durumda. Her ikisini de denemenizi şiddetle öneriyorum. Mekik şeklindeki Adjaruli Khachapurisi, adeta bizim Trabzon pidesi 🙂

New York sosisi de 3 alternatifle yapıyorlar, tavuk, dana, domuz, seçin beğenin alın efendim. Ben tavuk olanını denedim, çok da beğendim. Zaten olayı götüren içindeki soslar ve üzerindeki krispi soğan. 3’e bölerek servis etmelerine rağmen yemesi biraz zor olabiliyor, sevgiliniz sizi gerçekten seviyor mu, bunu anlamanın tam da yeri 🙂

Gelelim şampanyalara.. Dünyada bu kadar uyguna böylesine güzel şampanyayı başka nerede içebilirsiniz bilmiyorum. Fiyatlar güncel olsun diye 2. ziyaretimdeki fiyatları yazacak olursam,

  • Bir şişe Odessa Muskat şampanya 270 grivna,
  • 1 adet New York sosis 70 grivna,
  • 1 adet Adjaruli khachapuri 160 grivna (2 kişiye yetebilir).

Şampanyaların kadeh fiyatları da makul, yalnız menüde genelde 100 ml fiyatlarının yazdığını ama örneğin bir şampanya kadehinin 150 ml aldığını göz önünde bulundurun lütfen. Bu konuya Lviv ile ilgili yazdığım ilk yazıda değinmiştim. Oraya ışınlanmak için şurayı tıklayabilirsiniz.

Lesi Ukrainky St, 29

   9-CUKOR (Instabreakfast, blueberry pancake)

Gelelim bir diğer kahvaltı mekanına! Cukor benim için çok özel, tam bir şirinlik abidesi! Bir Centaur yahut Atlas gibi köklü mekan değil ama, çağa ayak uydurabilen, sosyal medyayı iyi kullanabilen, kendine güzel yer edinmiş bir mekan. Sembolünün penguen olması sevimliliğine sevimlilik katmış. İlk gittiğimde instabreakfast denilen, hamburger ekmeği arasında sunulan 2 adet eggs benedict ve avokadolu tabak ile berry pancake i denemiştim.

Instabreakfast-Cukor

Berry Pancake-Cukor

Siyah çay da bulabileceğiniz bu mekanın minik menüsünde damak zevkinize uygun lezzetlere denk geleceğinizi düşünüyorum.

Ufak bir sohbet sonrası bana penguenli kupalarından hediye etmişlerdi, Christmas Market’teki sıcak şarabımı o kupadan içmiştim.. Hala vitrinimin en güzel köşesinde saklarım o kupayı..  Fiyatlar şu şekilde:

  • Instabreakfast: 114 grivna
  • Blueberry Pancake: 76 grivna
  • Siyah çay: 50 grivna

Instabreakfast gayet doyurucu, üzerine de paylaşımlı bir “blueberry pancake” patlatırsanız bu lezzeti taçlandırmış olursunuz. İlk gidişimde yanlışlıkla “berry pancake” sipariş etmişim, güzeldi ama “blueberry pancake” kadar vurucu etkisi yoktu. Evet, herkes aynı lezzetleri övüyor ama HERKES HAKLI TAMAM MI, BU KADAR İNSAN YALAN MI SÖYLÜYOR! HADDİNİ BİL SİPARİŞİNİ VER! 🙂

Blueberry Pancake-Cukor

NOT: Cukor’un 2 şubesi var, Instabreakfast olan şube “Brativ Rohatyntsiv Sokak, 21” adresindeki.

HAYAT KURTARIR: Cukor, Tsukor diye okunuyor, kaptınız tüyoyu, hadi yine iyisiniz 😉

Brativ Rohatynstiv Street, 21

   10-DIM LEGEND (Çatısında beyaz bir araba ve baca temizleyicisi amca heykeli bulunan mekan)

Yukarıdaki parantez içi yetti sanırım, dağılabiliriz 🙂 Dim Legend, Efsaneler Evi, Lviv’in ilginç mekanlarından biri. Çalışanlarının bazılarını cüce, bu detay ne derece haber niteliği taşıyor bilmiyorum ama parantez içindeki olayların gideri var. Düşünsenize, çatıda tepesinde pervane olan beyaz minik bir araba var!

Aynı zamanda şapkasına bozuk para atmaya çalışılan cüce baca temizleyici amca (Ne diyem, baca temizlemekten sorumlu zatı şahane mi diyem?) heykeli var. Burada bizi bir sorun bekliyor.. Ukrayna’da 1 grivna bile kağıttan, bozuk parayı nereden bulacağız.. Ninü bu, duru mu hiç, kolları sıvayıp yere düşen bozuk paraları toplamaya başlamış, gitmiş onları fırlatmış, hiç birini tutturamamış, haline acıyanlar birkaç bozuk para daha vermiş, onları da tutturamamış..

Hani oraya denk getirirsen Lviv’i bir daha ziyaret ederdin? E ee ben denk getiremedim, o zaman neden tekrar Lviv’e geldim.. Kafalar dumur, kafalar karışık.. İyisi mi siz onu bunu boş verin, bu mekanın içinden geçin en azından 🙂 Ben içeride oturup nefis bir borş çorbası içmiştim, oh sefam olsun!

Oturmayıp çatıya bakıp dönenlere de ses etmiyorlar.. Yalnız merdivenler epey dar ve oldukça yıpranmış, inip çıkarken dikkat edin derim..

Staroievreiska Street, 48

11-DRUNK CHERRY (Vişne likörü)

Kana kırmızı rengini veren maddeyi gittik yerinde inceledik! Evet, doğruymuş! Tüm o renkten fişne sorumluymuş! İsmi lazım değil bi meydanda yer alan şubesi, en popüleri. Meydan hangisi diye sormayın, asla bilemezsiniz, AŞIRI GİZLİ!

Drunk Cherry mis gibi vişne likörü yapılan, kristal bardaklarda bu likörü satan, yetmediyse şişesiyle satın alabileceğiniz, küçük mü küçük, kırmızı mı kırmızı, tatlı mı tatlı bir mekan!

Kapı önünde Belediye Binası manzarasına karşı likör içip sohbet etmek gibisi yok. Gece ortam daha keyifli, gündüz gözüyle gitmeyin derim. Ben likörün yanında vişneli çikolata da tercih ediyorum, aklınızda bulunsun. Buraya gidip likör için, keyfiniz bol olsun 🙂

Rynok Square, 11

12-GASOVA LAMPA (Önünde gaz lambasını Lviv’e getiren eczacının heykelinin bulunduğu mekan)

Lviv’i gezmenin raconlarından biri ile daha karşı karşıyayız! Turistçiliğin ilk göz bebeği olan HEYKELLEFOTOĞRAFÇEKİNMECİLİK eylemini doyasıya gerçekleştirebileceğiniz bir yer.. 1853 yılında Lvivli Eczacılar Jan Zech ve Ignacy Łukasiewicz Tarafından Lviv ‘e getirilen ilk gaz lambası örnekleri zaman içerisinde toparlanarak Gaz Lambası Müzesi halini almış. Girişte masa başında oturan Jan Zech olup, bronz tunçtan heykeli pek sempatiktir.

Girişte minik bir müze ve hediyelik dükkanının ardından üst katlara çıktığınızda yine zevkle dekore edilmiş bir mekan göreceksiniz. Ben önce en üst katına çıkıp camla kaplı tavandan gök yüzünü seyretmiştim.

Sonra bir alt kata inip çeşit çeşit likörlerden sipariş ettim. Menüde “Chemical Experiments” olarak geçen bu onlu likör setinin yanında bir bardak da meyve suyu içmenizi öneriyorlar.

Görseli keyifliydi ama likörler epey sert geldi bitiremedim. Bu mekanın önünde fotoğraf çekinip gidiyorlar genelde ama tercih size kalmış. Hem güzel bir menüsü hem de keyifli bir ortamı var, aklınızda bulunsun..

Virmens’ka Street, 20

13-KRYIVKA (Slava Ukraini parolasıyla girilen savaş sığınağı şeklindeki mekan)

Bazen bazı yerlere çok istesen de gidemezsin ya burası benim için öyle olmuştu ilk ziyaretimde. Ha gittim ha gidicem derken aksilikler falanlar filanlar, olduramamıştım. Bu sefer kafaya koymuştum. Bizim ekibin de aklına soktum, alttan alttan işledim, onlar da hazır hale gelince HAYDİ GDİYORUZ DEDİM. Bir mekan işe ilk başladığında “BİZ ÇOK GİZEMLİYİZ TAĞAM MI KAPIDA TABELAMIZ BİLENE YOK, PAROLA İLE GİRİLİR, HERKEŞLER GİREMEZ.” Diye kulağa fısıldarsa bu durum kulaktan kulağa yayılır ve popülerleşir işte 🙂 Ama koftiden bir popülerlik değil, sahiden keyifli bir mekan. Nerede diye soracak olursanız AŞIRI GİZEMLİ olduğu için söylemeyeceğim 🙂 Ben size HACI RYNOK EFENDİ MEYDANI dersem siz anlarsınız zaten (daha da anlamadıysanız çabuk burayı terk edin 🙂 ). Rynok 14 numarada yer alan mekana giriş şo şakıl: 14 numaradan han kapısı gibi bir kapıdan geçince sol hizada demir bir kapı var. Belli aralıklarla kapıda asker kıyafetleri ile bekleyen bir amca (zaman çok acımasız di mi?) sizden parolayı istiyor, “Slava Ukraini!” diyorsunuz. Sonra o “Yanınızda Rus askeri var mı?” diyor (nedir yani altta Türkçe alt yazı mı geçiyor falan demeyin, o kadar Ukraynacam olsa burada ne işim var ayol!) siz de “No!” diyorsunuz 🙂 (resmen burada insanlara ne demeleri gerektiğini söylüyorum, haddimi mi aştım acaba 🙂 ). Amca sizi daracık bir odaya alıyor, bir shot vodka ikram edip sizi merdivenlere yönlendiriyor.

Sığınak dediğin yerin altında olur tabi 🙂 Salon içinden salona, oda içinden odaya geçiliyor ve iç kısımlar daha keyifli. İlk masa gördüğünüzde deve gibi çökmeyin hemen 🙂 En iç salonda kendimize münasip bir yer buldum ama o da nesi? Eldivenimin teki yok! Hemmen koştuğum gibi parolacı amcanın yanına çıktım, orada yok! Hatta kapıyı açıp sıra bekleyenlere sordum (resmen insanların parolalı giriş fantezisini de katlettim tabi o ayrı) yok işte yok! Neyse dedim, bari siz kıymatlı takipçilerime videolar çekeyim de mekanı anlatayım dedim, tam video çekerken yürüyorum merdivenleri indim hooop bir grup sağlı sollu dizilmiş asker kıyafetli silahlı adamların arasına düşmiyim mi! Etmeyin ağalar dedim “AMAN DİLEDİM” yok! Beni geçirtmediler, telefon yasak dediler, üzerime silah tuttular ama ben, NİNÜNÜZ, sizleri için kendimi riske atıp gizli çekimime devam ettim. Kayıtları Lviv hikayemde sabittir, isteyen bakabilir 🙂

Onların her akşam yaptıkları bu mizansenin içerisine öyle habersiz düştüm ki, ben de bu tiyatronun bir parçası olup o korku ve heyecanı gerçekten yaşamış oldum. Seyahatin en güzel yanı da size unutulmayacak hatıralar kazandırması bence.. Evet ne diyorduk, bu mekan çok keyifli bir mekan. Evet karanlık ve basık, ama sığınak dediğin de böyle bir şey değil mi zaten? Gelgelelim klostrofobisi olanlara tavsiye etmiyorum. Pravda’nın biraları mevcut. Pek çok leziz ızgara ve yöresel yemek alternatifi arasından ben meşhur “vareniki”yi seçtim. Bir çeşit mantı olan vareniki çok lezizdi. Krispi soğan ve yoğurt ikram ediliyor yanında.

Vareniki

Fiyatlar şu şekilde:

  • Latte: 32 grivna
  • Vareniki: 56 grivna
  • Pravda bira 25 cl: 46 grivna

Mekanın içinde kaybolup dışarıya çıkmayı başaramadığımız doğrudur 🙂 Neyse vesileyle insanların sigara içmek için tercih ettiği o güzel avluyu da görmüş olduk, bu da fotosu..

Bu mekanda kendimi ortama kaptırdım doğrusu ve o anın güzelliğini yaşamaya çalıştım. Siz benim gibi yapmayın, ilk ziyaretinizde muhakkak Kryivka’ya gidin derim.

Rynok Square, 14

14-LIBRARIA SPEAKEASY BAR  (Kütüphane içerisinde jazz müzik yapan mekan-kokteyl)

İkinci seyahatimde en çok beğendiğim yerlerden biri oldu Libraria. Kendisine ait bir tabelası olmayan, gizli mekanlardan biri. Ama bulması çok da zor değil. Etleri ile ünlü Mons Pius’un bahçesinde gizemli gördüğünüz kapıları itin ille biri tutacaktır 🙂 İşinizi kolaylaştırmak adına şöyle bir tüyo vereyim, tam kapının yanında sprey boya ile bir amca resmi yapmışlar (herhalde bu yazı içerisinde en çok “AMCA” olan yazı oldu 🙂 )  Merdivenlerden yukarı çıktığınızda bu gizemli mekana ulaşıyorsunuz.

Kütüphane şeklinde dekore mi edilmiş, aslında bir kütüphane miymiş tam emin değilim. Ama loş ışık altında, koyu renkli ahşap kitaplıklar arasında dünyanın en güzel ortamlarından biriydi benim için (Bu benim dünyam, yargılamayın 🙂 ). Mekan kokteylleri ile nam salmış. Şuracığa iliştirdiğim websitelerini ziyaret ederek detaylı bilgi alabilir, kokteyllerin resimlerine bakabilirsiniz (Biz bakıcıyız abla içici diiliz 🙂 ).

Ben fotoğraftaki kokteyli denedim, adı “Lemberg Rose”. Bardağın dibindeki jelly kısmı kaşıkla yiyebiliyorsunuz. Zevkinize göre bir kokteyl bulabileceğinizden şüpheniz olmasın, çünkü epey kokteyl var.

Lesi Ukrainky Street, 14

15-LVIV COFFEE MINING MANUFACTURE (Ateşli Kahve [+18 gibi mi oldu ne oldu anlamadım 🙂 ] )

Lviv’de “Yangında İlk Kurtarılacaklar” şeklinde bir liste varsa o listenin ilk sıralarında yer alacak Lviv Coffee Mining Manufacture‘a merhaba deyin! Zira kendileri öyle güzel ve popüler ki aranızı iyi tutmanızı öneriyorum. Burası mekan gibi mekan, ADAM ADAM! Hem bir kahve kavurucusu, hem kahve çekirdeği satıcısı, hem kahveci, hem canlı müzik dinlenesi yer, hem bahçesi var, hem iç salonu var hem de yerin dibinde tövbe bismillah cehennemimsi sığınağı var.. Maden ocağı konsepti gerçekçi, zemindeki rayların bunda payı büyük. Alt katı hem bar gibi hem de iç odalarına geçtiğinizde şov başlıyor 🙂 Madene inerken size bir kask veriyorlar (orama da konsept burama da ilginçlik), menüyü elinize alıp “Miners Coffee”yi seçiyorsunuz atraksiyon istiyorsanız. Metalik kupalara konulan kahve üzerine şeker serpiştirilmiş, kuvvetli bir ateş püskürterek (evet maaşlı ejderhaları var) şekeri karamelize ediyorlar. Buradan bir olayı yok diyen arkadaşlara sesleniyorum: “Daha ne olay olsun, kupadan dansöz mü çıksın istiyorsun?” . Evet, günlük olağan ayarımızı da verdiğimize göre devam edebiliriz.

Coffee Mining Manufacture‘ın güzellikleri bitti mi? Bitmedi.. Giriş katında devasa bir hediyelik eşya ve market kısmı var. Kahvenin kendisinden tutun da fincanlara, demleme ekipmanlarına kadar, kahve çekirdeklerinden yapılmış süs eşyalarından magnetlere& biblolara kadar ne ararsanız var. Hem fiyatları makul, hem yaratıcı ve keyifli hem de güzel. Son gidişimde Costa Rika kahve çekirdeklerinde DAMPİNG (hep bu kelimeyi cümle içinde kullanmak istemişimdir)  vardı, 200 gr aldım.

Bir de moka pot satın almıştım tek kişilik. Abartısız söylüyorum seyahatin en mantıklı hareketiymiş, geldiğimden beri moka potta kahve demlemelere doyamıyorum. Gördüğünüz üzere Lviv’de popüler olan yerler haybeden popüler değil. İlle o popülaritenin altını dolduracak güzellikler bulabiliyorsunuz. O yüzden bu mekanı es geçmeyin efem!

Rynok Square, 10

   16-LVIV HANDMADE CHOCOLATE (El yapımı çikolata, üzerinde fındık olan sıcak çikolata, fondü)

Geldik NUMBER ONE’a! Azizim Belçika’ya gittim, böyle çikolata yemedim (yazar burada başka ülkelere de gittiğini vurgulamak istiyor) . 4 katlı binanın her katı tatlı, her katı çikolatalı efendim, oy ben nerelere gideyim? Girişte çikolataların nasıl yapıldığını canlı canlı seyredebiliyor, 1. katta çeşit çeşit çikolata arasından istediklerinizi satın alabiliyor, 2. katta yayıla yayıla oturup sipariş verebiliyor, 3. ve 4. katta da muhteşem cam tavanın, rengarenk resmedilmiş duvarların tadını çıkararak keyfinize keyif katabiliyorsunuz.

Burası da tıpkı Coffee Mining Manufacture gibi hediyelik için düşünülebilecek bir yer çünkü çikolatadan daha iyi hangi hediye olabilir ki (evladım bana da sardır hazır gitmişken bi kalıp beyaz çikolata) ? Her halükarda free shoptan daha ucuz her halükarda daha lezzetli. Bir yanda dizi dizi inci gibi dizilmiş çeşit çeşit çikolatalar -ki bunları istediğiniz kutuyu seçerek hunharca doldurabiliyorsunuz- diğer yanda “burda yapılmışı var” dedirten hazır paketler, kalıp ve tablet çikolatalar var. Seç beğen al! Gel abla, ayır abla! DAHA UCUZUNU BUL, TEZGAHI KAPATIP KÖYÜME DÖNERİM ABLA!

Yetti mi bu kadar, daha öveyim mi? Adeta Umut Sarıkaya’nın İran edebiyatı övme karikatürüne döndü buralar 🙂 Farkındaysanız artrık konum bilgisi vermiyorum, sadece “R” diyorum, siz leb demeden leblebiyi anlıyorsunuz tabi. Acaba Lviv’in şu “old town” bölgesini haritadan falçata ile kesip UHU ile Türkiye’ye mi yapıştırsak? Zaten Lviv olmuş Türkiye’nin 82. şehri, kalmış geriye kes/yapıştırı 🙂

Alış-veriş faslımız bittiyse en üst kata çıkıyoruz, gökyüzünü seyrederek sıcak çikolatamızı sipariş ediyoruz. Üzerine ilave edilen fındık için ekstra ücret alınıyor. Ben bunu nereden biliyorum? Tiridine banarcasına abandığım için 2 kaşıkta fındıkları bitirip ekstra istemiştim, hesabımıza yansıtmış zalımlar, oradan biliyorum 🙂

Tabi makul bir meblağ, çok da büyütmeyeyim. 2. gidişimde KENDİMİ UPGRADE EDİP bir çılgınlık yapıp fondü sipariş ettim. Görünüşü janjanlı ama çikolatasını çok sevemedim. Zaten size hikaye çekicem derken de marsmallowları da yaktım bir güzel, muvaffak olamadım.

Adamlar cillop gibi menü yapmışlar, seçin beğenin alın efenim. Ama kalkıp da cheesecake yemeyin bence, her tatlıyı güzel olduğu yerde yemeli, çikolatacıda çikolata yemeli bencileyin 😉 Fiyatlar ise şöyle:

  • Sıcak çikolata 45 grivna, fındık ilavesi 10 grivna
  • Fondü 120 grivna

Sichovykh Striltsiv Street, 5

       17-LVIVSKY PLY’ATSKI (Lviv Galician Cheesecake and Strudel Bakery) (Cheesecake & Strudel)

Bi gün yine Rynok’tayız, avareler gibi geziyoruz. Sürekli önünden geçip gittiğimiz yer bu sefer bizi cezbediyor, gel diyor. Davete icabet ediyor, içeri giriyoruz. Yine sevimli bir mekan, yine sevimli bir konsept! Bu sefer de adeta bir evin mutfağındayız, annemiz fırından yeni çıkartmış cheesecake i, strudeli.. EVET, ANAMIN EVİNDE DE STRUDEL VARDI. 

 

Ne diyorduk, efendim güzel Ukrayna kızları yan yana dizilmiş, çeşit çeşit taze strudel ve cheesecake ten istediğinizi size gram gram dilim dilim veriyorlar. Tabağı tartarak fiyatını hesaplıyorlar. Ay ne güzel bakkalda yaz helvası kestirtmek gibi bişi 🙂 (90’larda çocuk olanları gözlerinden öpüyorum). Tabaklarımızı tepsilere koyuyoruz, ödememizi yapıyoruz, solda bulunan soslardan arzu ettiğimizi arzu ettiğimiz miktarda cheesecake ve strudelimize uyguluyoruz, koridorun sonunda soldaki salona geçip tatlış tatlış yiyoruz.

Çok güzel anlattım değil mi? Ama işte lezzet için aynısını söyleyemeyeceğim. 4 farklı çeşit tatlı denedim, hiçbirisini sevemedim. Belki benim damak zevkime uymamıştır.. Siz giderseniz önce bir dilim alıp deneme sürüşü yapın, kafanıza yatarsa devam edin derim 🙂

Rynok Square, 13

18-MASOCH CAFE (Mazoşizm konsepi & kırbaç ve ötesi)

İlk seyahatimde gitmediğim mekana ikinci seyahatimde bir şans vereyim dedim. Yani ben ne günah işledim de o kadar kırbacı yedim bilmiyorum. Mazoşizmin isim babası yazar Leopold von Sacher Masoch Lviv’liymiş. Bi ilginçlik olsa da ondan konseptli mekan icat etsek diye pusuya yatmış bekleyen Lviv’liler durur mu hiç, yapıştırmış mekanı! Kapısının önünde kendisinin heykeli mevcut.

Kırbacımızı yedikten sonra efendi gibi pozumuzu verip uzaklaştık en son.. Peki içeride ne mi oldu? Efendim ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Kapıdan girince uzun koridorumsu kısımda fazla bir atraksiyon dönmüyor. Buraya 1. seviye diyelim. Devam edince solda bir oda var, burada sıcaklık biraz yükseliyor. Dekorasyonda gözlerimiz MADAM COCO BİBLOLARINI ARIYOR AMA NAFİLE, SUTYEN SALLANIYOR EFENDİM DÖRT BİR YANDAN.

Duvarlarda ayıplı çizimler falan, neon ışıklı mışıklı bir yer. Ateş hattına yakın bir yere oturuyorum, çünkü neden çünkü takipçilerim benden hikaye bekler.. Tam bir hizmet insanıyım. Feda ediyorum kendimi efendim.

Garson abla pek bir iri kıyım, elinde kırbaç, efendim gelip geçerken boş geçmiyor geçiriyor. Bakınız yazarken bile hala bacağım zonkluyor. Ürktüğümü anlayıp da daha çok üzerime gelmesin diye kırk yıllık Mazoşizmci gibi takılayım diyorum ama Amasya elması gibi kızaran yanaklarım beni ele veriyor. Neyse ki Kiev’li bir çift bu işin meraklısıymış, atıveriyorlar kendilerini ortaya. GARSON APLA (kulun olam, kölen olam vurma apla) kazakları çıkarın diyor. Kız sutyeni de çıkarmaya çalışıyor, aplam dur diyor ona gerek yok (APLA NE DERSE O OLUR). Sonra işte gözler bağlanıyor, APLA bunların kafasına içki şişesini dikiyor, efendim kırbaçla başlayan süreç mum dökmeli buz sürmeli bir takım atraksiyonlarla devam ediyor.

Tam bir şov! Sahiden ilginç konseptli bir mekandı, binbir türlü duygu arasında geçiş yaşadım ama güzeldi bence, böyle böyle ön yargılarımı un çuvalı gibi attıkça balon gibi yükseldiğimi hissediyorum. İlginç deneyimleri her daim kontrol altında olan ve bu olayları şov amaçlı gerçekleştiren yerlerde yaşamak güzel benim gibi korumacı kollamacı birisi için.

Gelelim menüye.. Burada da Pravda‘nın biralarını görebiliyoruz, epey detaylı ve ayıplı isimli kokteyl çeşitleri de mevcut. Ve fiyatlar pahalı değil. Kırbaççı APLA da ekmeğinin peşinde, millete kırbaç savurmadığı anlarda gayet sempatik 🙂 Kocaman bir gülümsemeyle uğurladı beni mekandan.

Serbska Street, 7

19-MONS PIUS

Bazı mekanların yeri bende ayrı.. Mons Pius da benim için onlardan biri.. 2017 Aralık ayındaki Lviv ziyaretimde spontan bir şekilde rezervasyonsuz gitmiş, tek kişi olduğum için giriş kısmında kendime yer bulabilmiştim. New York steak ve kırmızı şarap sipariş etmiştim. Ete BA-YIL-DIM ! Menüyü incelediğinizde pek çok alternatif görebilirsiniz ancak kaç kişi olduğunuza göre seçiminiz değişecektir. Çünkü bazı etleri belli gramajın altında veremiyorlar ve tek kişi 800 gr sipariş etme koca yürekliliğini gösterebilecek biri değilseniz “New York Steak”, “Filet Mignon” gibi alternetifleri değerlendirmenizde fayda var. 2. ziyaretimizde kırmızı şarap ve peynir tabağı ile başladık,

“New York Steak” ve “Filet Mignon” denedik. Bu sefer “Filet Mignon” -fileminyon- beni daha çok etkiledi, tane karabiberlerin damakta bıraktığı etki ve etin lezzeti anlatılmaz yaşanır tadında. Bu arada Mons Pius için muhakkak rezervasyon yaptırın. Sitesinin linkini şuraya bırakıyorum.

Filet Mignon-Mons Pius

New York Steak-Mons Pius

Ermeni Katedrali’nin hemen yanında yer alan Mons Pius geniş bir avlunun içinde konumlanıyor. Ufak bir merdiven çıkıp mekana ulaşıyorsunuz. Girişte kasa kısmı ve etlerin bulunduğu soğutucular mevcut.

Giriş salonu ve ara salon epey ufak, asıl salonu daha büyük ve göz dolduruyor. Rezervasyonunuzu yaptırırken büyük salonu istediğinizi bildirmenizi öneririm.

Gelelim fiyatlara.. Aralık 2018’de fiyatlar şu şekildeydi

  • New York Steak 100 gr 130 grivna, bir tanesi 350 gr a denk gelince 455 grivna (bunu insancıl iki kişi paylaşabilir ama ben tek başıma yemiştim 🙂 )
  • Filet Mignon 100 gr ı 160 grivna 2 adeti 460 gr a tekabül ediyor toplam 736 grivna
  • 1 şişe kırmızı şarap 210 grivna
  • Peynir tabağı 190 grivna

Toparlayacak olursak, Mons Pius Lviv Restoranları arasında önemli bir yere sahip ve insanı pişman etmiyor. En azından bir akşam burada yemek yiyin derim.

Lesi Ukrainky Street, 14

20-POSHTA (Post Office Cafe) (Duvarları kartpostal çerçeveleri ile bezeli mekan)

Konsept çılgını bir diğer mekan da Poshta. Mekanın dışındaki duvarlardan başlayarak her yer çerçevelenmiş kartpostallarla bezeli. Ben diyeyim 1000, siz diyin 2000 tane, inanmazsan say da bak 🙂 Sadece ortamı görmek için uğradık, birer kahve içip kalktık. Çalışanları güleryüzlü ve sempatik. Instagramlık foto çıkartma mabedi gibi. Aklınızda bulunsun 😉

Drukarska Street, 3

21-PRAVDA BEER THEATRE (Craft bira, canlı müzik, bira konseptli hediyelik)

Olmazsa olmazımsın ey Pravda Beer Theatre.. Rynok Meydanı’nda konumlanman bile seni sevmeme engel değil (Rynok, çık artık aradan, az darlama). Mekan 2014 yılında kurulmuş. Buraya mekan deyip de geçmek pek doğru olmaz aslında. Hem bira üretim tesisi, hem cafe, hem pub, hem restaurant, hem devasa bir hediyelik dükkanına sahip hem de her akşam (pazartesi hariç ) kallavi bir orkestra ile canlı müzik dinleyebileceğiniz bir eğlence kompleksi.

Mekanı kuran genç girişimcisi Ukrayna birasını bir dünya markası haline getirmek ve Ukraynalılara gerçekten iyi bira içirmek üzere yola çıkmış. Ve gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki gerçekten başarılı olmuş. Craft biraların her biri birbirinden güzel, dönem dönem deneysel çalışmalar da yapılıyor. Girişteki market kısmından bir adet bira bardağı satın aldığınızda istediğiniz birayı ücretsiz içebiliyorsunuz. Ben her gidişimde ille bir bardak alıyorum ve o bardaklara gözüm gibi bakıyorum. Üretilen biraları şişelenmiş hali ile satın alabilir, bira ve içkiye dair hediyelik eşyalardan sevdiklerinize hediyeler alabilirsiniz.

Gelelim dananın kuyruğunu kopartmaya. Efendim giriş taksiminde bir orkestradan bahsetmiştik. BAKINIZ ORKESTRA DİYORUM. AKDENİZ AKŞAMLARI ÇALMA POTANSİYELLİ BİR GİTARDAN YAHUT PİYANİST ŞANTÖR ORGUNDAN BAHSETMİYORUM. Böyle baya baya baterili, saksafonlu, trombonlu, trompetli, klarnetli -sahi Hüsnü Şenlendirici’ye ne oldu?- bir orkestra. Devrin popüler parçalarını iyi takip edip playlistini sürekli güncelleyen, insanları nasıl eğlendirebileceğini bilen nefis bir orkestra. Performansın sonlarına doğru alt kattaki çalışanlar koro halinde şarkılara eşlik etmeye başlıyor.

DOSTUM! Bu mekan insanı gerçekten havaya sokuyor. Salı-Pazar arası 19.00-21.45 arası gerçekleşen performansı en iyi yerden dinlemek için en geç 18.00 gibi gidip yer kapın derim. En son ben baya baya adamların dibindeydim, hepten coştum, hepten koptum.

Fiyatlar gayet makul. 38 grivnaya da bira var 70 grivnaya da. Yemek menüsü de mevcut. Tabi gün boyu hunharca yemek yemiş olduğunuzu varsayacak olursak bana kalırsa bi “drink” alıp geceyi kapatacak gibi duruyorsunuz 🙂 Pravda Beer Theatre‘ın pek güzel bir websitesi var. Onun da linkini şuracığa bırakayım, belki lazım olur 😉 Tek handikap servisin yavaş olması. Benim için bir problem teşkil etmedi. Artık pire için yorgan yakmamayı öğrendim 🙂

Torhovyy Dim Tsipperiv, Rynok Square

22-SVIT KAVY (3. nesil kahve)

Gittiğim şehirlerde kahveci keşfetme şeklinde kurumayan bir huyum var. Svit Kavy‘yi de kahveci araştırmalarım sonunda buldum. Sadece espresso bazlı kahve yapan bir yer değil, 3. nesil kahve demleme ekipmanları da mevcut. Hem ortamı güzel, hem de kahvesi. Latin Katedrali’nin arkasında konumlandığı için katedral ziyareti sonrası bir kahve molası için ideal. (Yalnız O Ses Türkiye Jüri Bahanesi gibi olacak ama az önce o kadar fazla mekan övdüm ve detaylı anlattım ki artık bir an evvel bu işe bir son vermek istiyor gibiyim. Svit Kavy iyisin, hoşsun, ama sana neden dönmedim çünkü benim grubumda buna benzer mekanlar var dercesine..). Eee tamam, evlere dağılalım o zaman?

Katedralna Square, 6

23-WHITE LEON (Mahalle arası pubı, maç seyredip bira içmelik yer)

Her yerde önerilen yerleri denemekten bunaldığımda kendimi White Leon‘a attım. Belli ki yerlilerin takıldığı bir yer, yerelliğe yerellik katmak için bara geçtim. Çaprazdaki 37 ekran televizyonda maç var iyi mi? Barmenle arayı iyi tuttum, yerel biralardan tattırdı bana, beğendiğim bir tanesinden devam ettim.

Turistçilik de güzel ama bulunduğun yerin bir parçası gibi hissedebilmek için oralıların daha yoğun olduğu mekanlar ideal bence. Tam bir mekan cenneti olan Ermeni Sokağı üzerindeki mekanın hemen yanındaki bir diğer mekana geçiyoruz şimdi..

Lesi Ukrainky Street, 15

24-VYNARNA “FABRYKA KORKIV” (Şarap evi, şarap&peynir olayları)

Hazır ucuz ülke bulmuşuz, şarap evi gezme adetimizi de yerine getirelim dedik, daldık içeri.. Biz kim miyiz? Ben ve sevgili obur ruhum 🙂 Kapıda “We speak English” yazmasına rağmen içerideki arkadaşın tek kelime İngilizce bilmemesi komikti 🙂 Gönlümün sultanı “Pinot Noir” denedim bir kadehcik. Sevdim. Minik, sevimli, duvarları kırmızı badanalı bir mekan. Evet, ben de isterdim daha çok övmeyi ama öven yerlerim yoruldu valla..

Lesi Ukrainky St, 17

25-YURASHKY (Şeker hamuru süslemeli zencefilli kurabiyeler)

Virmenska Street olarak anılan Ermeni Sokağı üzerinde yürürken gördüğüm bu mekan aslında sadece kurabiye satan bir yer. Birbirinden güzel, özenle hazırlanmış zencefilli kurabiyeler şeker hamuru ile sanat eserine dönüştürülmüş.

Açıkçası ben bu kurabiyeleri yemek için değil de fotoğraf çekmek için alıyorum, hatta odamda saklıyorum. Geçen sene aldığım vitrinimde tam 1 sene biblo gibi durdu. Bu sene aldıklarım da raflarda yerini aldı 🙂 Bu kurabiyelerle nefis fotolar çekiliyor bilginize.

Ayrıca sevdiklerinize alacağınız sevimli bir hediye de olabilir. Tek problem adı. Ben Google Haritalardan konum üzerinden zorla şerle buldum adını, Virmenska sokağı ile Krakivska sokağının kesişim noktasında, oldukça büyük bir mekan. Girişte çocuklara kurabiye workshopu düzenlenen dev yuvarlak bir masa var ama şimdilik çocuklu değilseniz ve Lviv’e yerleşmeyi düşünmüyorsanız bu bilgi işinize yaramayabilir 🙂

Krakivska Street, 14

26-İSMİNİ VERMEK İSTEMEYEN MEKAN (Elma cideri, (cideri var 🙂 ) )

Bir akşam Bread&Wine’dan çıktığımda kendimi ayaklarıma bıraktım, nereye götürürse.. Sağolsun insaflı çıktılar, beni hemen oranın çok yakınında bir mekana soktular. İçeride yerli gençler nasıl eğleniyor anlatamam. Bara geçtim, “Olayınız ne sizin dostum?” dedim. Meğersem epey özel bir mekana gelmişim. Burası sadece elma cideri üreten bir mekanmış.

Gayet şık kadehlerde elma cideri sunuyorlar, fiyatını hatırlamıyorum ama uygundu. Gayet de güzeldi. Ayrıca bira ve elma cideri ile hazırladıkları bir kokteylleri de mevcut. Ben sağı solu incelerken -zaten 10 metrekare alan- bir baktım geçen akşam Masoch Cafe’de kendini kırbaçlatıp türlü türlü işkenceyi kendi rızası ile yaşayan meşhur Kiev’li çiftimiz burada!

Bunlar kopmuş eğlenirken ben daldım aralarına, siz dün akşam Masoch Cafe’deki çiftsiniz, şöyle harikaydınız, böyle cesurdunuz diye verdim gazı, verdim odunu 🙂 Atmosfere “wooooooww” “yeeeeeeah” “wuhhuuuu” nidaları yayılırken acayip keyifli bir ortam oluştu, onlarla devam ettim geceye, eee nerden nereye 🙂 Bu gizemli mekanla ilgili elimizdeki tek bilgi şu:

Virmenska Street, 16

BONUS 1: MARZİPANCI

Virmenska Street üzerinde adını bir türlü öğrenemediğim çok şirin bir marzipancı var. Kıza sorduğumda çevirisini Marzipan Workshop gibi bişi olduğunu söylemişti. Badem ezmesinden neler neler yapmışlar. Hem çikolatalar mevcut hem de sadece badem ezmesinden yapılan şekerlemeler. Kendinize ya da sevdiklerinize buradan sevimli marzipanlar alabilirsiniz. Ben yine foto çekinmek için kardanadamlı aldım bu sefer 🙂

BONUS 2: MARSHMALLOWCU

Marzipancıya yakın bir yerlerdeydi, bunun da latin harfleriyle yazılabilecek adını bilmiyorum (size 5000 kelimelik rehber hazırlamışım, onu da artık siz buluverin 🙂 ). Ama hayatımda yediğim en iyi marshmallowları burada yediğimi söylemeliyim. Hem yemelik hem de fotoğraflık. Mesela geçen sene kardanadamlı bi marhmallow alıp ne de güzel fotolarını çekmiştim. Aklınızın bir köşeciğinde bulunsun.

BONUS 3: LEOPOLİS (Belçika çikolatası)

Lviv Handmade Chocolate’a bir alternatif arıyorsanız hediyelik çikolata için Leopolis’i de ziyaret edebilirsiniz. Gayet leziz Belçika çikolatalarının şekilleri de çok ilginç. Muslukları tamir etmeyi sevmeyen sevgilinize İngiliz anahtarı şeklinde tasarlanmış bir çikolata hediye edebilirsiniz mesela 🙂

Teatralna Street, 16

BONUS 4: LİKÖRCÜ (Nalyvky Zi L’vova) (Likör tadıp şişe ile satın almak için)

Coffee Lab’dan çıkıp Rynok Meydanı’da doğru yürürken solda bu likörcüye denk geleceksiniz. Birbirinden leziz likörleri ücretsiz tadabilir, beğendiğinizi satın alabilirsiniz. Benim bagaj hakkım olmadığı için alamamıştım ama içimde kalmadı değil. En azından tadın, nefsiniz körelsin 🙂

Ruska Street, 8

Evet..

Pek çok elementi tanıdık, pek çok elementi gördük. Lviv’in en güzel 30 mekanını masaya yatırdık. Elbette bitti mi, bitmedi.. Bu sevda bitmez.. Yine gidip, yenilerini denemek 2. 5 yıllık kalkınma planlarım arasında. Çünkü neden, çünkü hem kaliteli, hem leziz, hem konseptli, hem de ucuz.. Daha ne olsun efendim. Sizin de eklemek istediğiniz mekanlar ve önerileriniz varsa yoruma yazmanızı rica edeceğim. Lviv Yeme İçme Rehberi miz vatana millete hayırlı ola, size de uğurlar ola! Haydi yiğitlerim, almadan gelmeyin 🙂

Yeni bir macerada görüşünceye kadar,

Kalın sağlıcakla, afiyetle..

Eyvallah..

Nilgün KARAKAŞ

Belki bunlarla da ilgilenebilirsiniz

Yorum yok!

    Yorum Bırakın