ÇEKYA Yeme-İçme Rehberi

PRAG YEME İÇME REHBERİ – BIRAKMADILAR Kİ ACIKAYIM!

Çekya‘nın başkenti Prag tarihi güzellikleri, estetik mimari yapıları, köprüleri, Vlatava nehri, Astronomik Saat’i ve dans eden evleri ile dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin ilgisini çekiyor. Çekiyor çekmesine de bu insanlar aç mı gezecekler, taş mı yiyecekler? Tabii ki de hayır! Koca Prag önünüze bi kap yemek koymayacak sanıyorsanız yanılıyorsunuz:p Macaristan’dan aşinası olduğumuz gulaş ve kurtos kalacs (trdelnik) burada da karşımıza çıkıyor. Genel olarak et ağırlıklı, bol soslu, yanında knedlik dedikleri sıkıştırılmış ekmek içi ile servis edilen –açıkçası- ağır yemekleri var. Ördek de sık sık karşımıza çıkıyor. Ve sosis. Ama tabi sosisler domuzdan yapılıyor hep. Hassasiyeti olanlar sosise yanaşmasın!

Şehir yeme konusundaki iddiası kadar içme konusunda da bir gurme şehir. Dünyanın en çok bira içilen ülkesinden sesleniyorum! Restoranlar aynı zamanda bira evi. Pek çoğunun kendine has birası var. Microbrewery olayının doruklarındalar. Her biri birbirinden güzel çeşit çeşit biralar! Dark bira ile aranız nasıl? Prag’da bir dark beer fanı olacağınızın, “abi şunu içmeden duramıyorum ya ehuehuehu” diyeceğinizin garantisini veriyoruz. Bir de Becherovka isimli tarçınlı bir likörleri var ki üzerine ev&araba yapılır..

Prag Yeme İçme Mekan Rehberi

Prag‘da 3 tam günüm vardı ama açıkçası old town ın dışına çıkamadım pek. O yüzden önerilerim malesef old town ve kale bölgesi ile sınırlı kalacak. Bir daha Prag‘a gidersem Karlin, Petrin ve Letna bölgelerini de gezmek, mekanlarını keşfetmek istiyorum.

Haydi yavaş yavaş başlayalım artık.

(Yazı içinde yer yer İngilizce sözcükler kullanıyorum, mesela old town değil de eski şehir deyince olmuyor sanki, idare edin 🙂 )

ÇEKYA YEMEK KÜLTÜRÜ

4 gün Çekya gezme ile burda size ahkam kesmem, tüm Çekoslavakya’nın (artık adı bu değil ama bi kerecik olsun kullanmak istedim) yeme içme kültürü ile ilgili yargı dağıtmam elbette ki çok komik. Belki bu bir turistin Giresun’a gidip fasulye diblesi, mısır ekmeği yedikten sonra memleketinde “tüm Türkiye bunu yiyor” demesi kadar saçma. Belki de o kadar saçma diil ya neden kendi yazımı baltalıyorum ki şu anda. Demek ki neymiş düşmanı çok uzakta aramamak gerekiyormuş:) Çenebazlığı bırakıp size araştırmalarımın ve tadımlarımın bana verdiği yetkiye dayanarak birazcık Çekya yemek kültüründen bahsedeyim:

Başlamadan evvel şuraya bu konudan çok faydalı bir site linkini bırakayım. Çekle evli bir Türk’ün gözünden Çek mutfağına dair pek çok nitelikli bilgi www.cekturk.com da mevcut. Kendisinin içeriklerinden de faydalanabilirsiniz.

Gulaş&Svickova

Çek mutfağı et ağırlıklı ağır bir mutfak. Avusturya’nın yeme içme kültürü ile benzerlik gösteriyor. Mesela bir gulaş sorunsalı var ki Balkanlardaki cevapi gibi sahipleneni çok. Gulaşta ihale Macaristan’a kalmış gibi dursa da her restoran menüsünde bize alttan alttan sırıtmaya devam ediyor gulaş. Nedir gulaş, kök sebzelerle pişen bir et yemeği. Bizden bir lezzete benzetecek olursak en yakın tas kebabı gibi. Farklı farklı yapanı var. Kimisi etleri daha iri bırakıyor kimisi daha ufak doğruyor ama olay bol et, et suyu ve kök sebzelerle haşlanarak lezzetin yemeye geçmesi üzerine kurulu. Tabi bir de gulaş çorba mıdır yemek midir tartışması var ki ona hiç girmiyorum. Biz daha kendi ülkemizdeki yeşil mercimeğin çorba mı yemek mi olduğunu çözmüş değiliz zira 🙂

Svíčková

Bir kere Çekya‘ya gidiyorsanız bu arkadaşla aranızı iyi tutmanızı öneriyoruz. Çünkü bizde ne kadar popülerse “Svíčková” da o kadar ünlü. Peki nedir bu Svickova? Avuç içi kadar büyüklükte dilimlenmiş bonfile etlerini kıvamlı bir et suyu sosunda hayal edin. Yanında da birazdan anlatacağımız ekmek içinin sıkıştırılması ile hazırlanan “knedlik” oluyor muhakkak. Üzerinde de krema ve kızılcık sosu. Kırmızı ete mürdüm püresi de çok yakışır, Osmanlı mutfağında da yemeklerde meyve kullanımı çok yaygındı ama sonra azalarak bitti gibi bir şey tabi Antep’teki erik kebabını saymazsak..

U Fleku – Svickova&Knedlik

Knedlik (Bread dumpling)

Bu knedlik öyle bir illet ki Çekya‘da nereye gitsen bundan kurtuluşun yok! Dışarıdan bakınca kabuğu alınmış ekmek sananlar olmuş ama olay öyle değil. Bu ekmeğin bambaşka bir tarifi ve pişirme yöntemi var. İçerisinde yumurta da olan garip bir hamur yoğurup içine doğranmış ekmek koyup (bazen içine ekstra ekmek koymadan da yapıyorlar) yeniden yoğuruyorlar. Normal una ek olarak makarna yapımından aşinası olduğumuz semolina unu da ilave ediyorlar. Önce kabında bi yol mayalanıyor, sonra silindir şeklini verip biraz da tepsi mayası yapılıyor. Ne diyorduk YÜKSEL YÜKSEL YÜKSEL YÜKSEL! İyice kabaran hamuru kaynar suya bırakıp kapağını da örtüyorlar. Bir bez üstüne alıp suyunu süzdürüyorlar. Normal ekmek gibi sert olmadığından bıçakla değil de ip ile kesiyorlar.

Suda pişen bir ekmek! O yüzden yediğinizde garip bir yumuşaklık hissediyorsunuz. Alıştığımız ekmeklerden çok farklı olduğu için çoğu kişi de beğenmiyor. Ama et yemeklerinin vazgeçilmezi. Et suyuna ekmek bandırılmış hissiyatı vermesi güzel bence. Artık menü incelerken her seferinde karşınıza çıkan “knedlik” ile tanışmış oldunuz. Şimdi Çekya restoranları korksun 🙂

 Smažený Sýr (Kızarmış peynir)

Farklı peynirlerle de yapılsa olayın peynirin kızartılması. Hani öyle alayım bununla doyayım gibi değil de yancı gibi düşünün. Soğudumu lastiğe bağlar bence, mümkünse sıcak tüketiniz 🙂

Hermelin 

Camembert’in Çek versiyonu olan “hermelin” yine her yerde her şarap peynir tabağında karşımız çıkıyor. Ben tam bi camembert fan olduğum için hermelini sorgusuz sualsiz gönlüme aldım kabul ettim. Eve dönerken de 3 paket almayı ihmal etmedim. O ne güzel peynirdir! Restoranlarda yemeseniz bile marketlerden muhakkak alın. İthal peynirlere verdiğimiz parayı düşününce fiyat olarak da çok makul geliyor marketlerden alınca.

U Krale- Hermelin peyniri

Çek Birası

Ufak bir başlıkta bir kaç satırla anlatılacak konu değil ama Prag ‘a gidenlerin dikkatine! Çek biraları bir harika dostum! Bulduğunuzu affetmeyin. Kötü diye bir şey zaten yok, size zevkinize göre bir tanesini bulmak düşüyor. Özellikle dark biraları diğer ülkelerdekine nazaran daha kolay içimli. Dark bira ile tanışmak için güzel bir fırsat.

Kişisel önerim eskiden beri bilip denediğiniz biraları bir kenara bırakın, 3 kişinin bildiği indie rock grubu gibi nadir ve yerel biralara yönelin. Fabrikalaşmış biralardansa az ve butik üretilen “craft” biralara yönelin. Ve gönül rahatlığı ile fıçı bira içebilirsiniz. Şişe olayına da girmeyin derim. Kruvasanı taze üreten pastane varken gidip marketten Uno marka kruvasan almaya benzer 🙂 

U Medvidku

Pilsner Urquell Çekya’nın Plzen kentinde üretilen ve hafif bira türüne adına veren Pilsner olayını başlatan bira. Staropramen, Gambrinus, Kozel, Budweiser Budvar (bunu Amerika üretimi Bud ile çok karıştıran oluyor. Daha doğrusu ilk olarak Bohemya Krallığında üretilen Budweiser ile Amerika’daki üreticinin yine aynı adı kullanması nedeniyle bir isim için telif hakkı savaşı ortaya çıkıyor. Amerikan üretimi olanı biz Bud olarak görüyoruz Avrupa’da isek.), Krusovice, Ferdinad, Bernard falan filan. Ama ben yine de şişelere kapanıp kalmayın taze taze biraları tadını çıkarın diyorum.

Bu arada Çekler biraya Pivo, bira evine Pivovar diyor dikkatinize!

Vaka-i Vakvakiye (Ördek vakası)

Beni kurbağaya, böceğe, Guinea pige bulaştırmayın ama kümes ve av hayvanlarına okeyim diyorsanız tebrikler, doğru yerdesiniz! Ördek tüketimi Çekya‘da çok yaygın. Özellikle ördek but menülerin vazgeçilmezi. Genelde yarım ördek yahut çeyrek olarak karşımıza çıkıyor. Yarım ile iki kişinin doyabilme ihtimali var. O yüzden masanıza kızarmış peynir, patates söyleyip bir de yarım ördekle gayet de güzel 2 kişi öğle yemeğini aradan çıkarabilirsiniz. Tabi her restoranın stili ayrı, iyisine denk gelirseniz yemeyin de yanında yatın; kötüsüne denk gelirseniz ne ben sizi tanıyorum ne de siz beni 🙂

Menüde “1/2 Pečená kachna” görürseniz fırında ördek sipariş etmek üzere olduğunuzu bilin yeter 🙂 Yanında da knedlik yazar, ki artık onun da ne olduğunu biliyorsunuz. Yürüyün aslanlarım kim tutar sizi 🙂

Izgara Ördek&Knedlik

Becherovka (%40 alkol oranı olan tarçınlı Çek likörü)

Gelelim benimle Çekya arasındaki en özel bağa: onun adı Becherovka! 2013 senesinde bir arkadaşımın bana 1 şişe hediye etmesiyle başlayan sevdam aynı arkadaşımın bana 2 şişe daha hediye etmesiyle tutkuya dönüştü. Konu bedava sirke baldan tatlıdır konusu olmasa da kendi aldığım şişeden aynı lezzeti alamadığımı da itiraf etmeliyim. Özellikle kış aylarında yanında mandalina ile shot shot gidilen akarı kokarı olmadan mis gibi bir kafaya taşıyan alkollü içki. Alkol dostunuz değildir! O yüzden çok da övemiyorum 🙂 İçkinin asıl memleketi Karlovy Vary ile ilgili bir yazı yazarsam bu konuya orada derinlemesine girerim. 

Klasik formül tarçınlı olan, bunun bir de karanfillisi var. En son daha düşük alkol oranı ile limonlusunu çıkartmışlar adeta limonçello olmuş. Görürseniz affetmeyin alın. İçki barında senelerce sürünen vıttırıvızzırık likörlerden olmayacağına geldiği gibi bitireceğinize bahse girerim. 

Karlovy Vary-Becherovka

PRAG YEME İÇME REHBERİ

1-U-Medvidku (Çek mutvağı ve craft bira)

Prag seyahatimde yaptığım en akıllıca hareket sanırım U Medvidku Hotel‘de kalmak oldu. Düşünsenize bir bira üretim tesisinin otelinde kalıyorsunuz, sizi mis gibi bir bardak hoş geldin birası ile karşılıyorlar. Otelin altında da restoranı var, insanların ziyarete geldiği yerde yaşıyorsun direkt.

U Medvidku

U Medvidku‘nun bulunduğu binada ilk bira üretimi 1466 senesinde başlamış ve 1898 senesine kadar devam etmiş. Daha sonra ülkenin içinde bulunduğu siyasi durum ve ekonomik sıkıntılar yüzünden bir dönem üretim durdurulmuş. Yıllar sonra bira üretimi yeniden aktive edilerek bir de marka bünyesine otel dahil edilip bugünlere gelinmiş. Oldgott, 13 Barigue semi-dark imza biralarını denedim, gayet güzel. Hatta Prag ‘da içtiğim en güzel bira U Medvidku‘daydı! Menülerinde geleneksel Çek yemekleri mevcut. Bir öğle yemeğinizi burada yiyebilirsiniz bencileyin..

Bu arada girişte bir hediyelikçi kısmı da var. Oradan da bardak aldım hatıra niyetine. Böylelikle bardağınızı satıyor musunuz diye garsonu darlamaya gerek kalmıyor 🙂 Bundan iyisi Şamda kayısı!

https://umedvidku.cz/en/

ADRES: Na Perštýně 5, 110 00 Staré Město, Çekya

2-U Krále Brabantského Medieval Tavern (Ortaçağ konseptli restoran)

Sizi Lviv ve Belgrad seyahatlerimizde konsepte alıştırdık bir kere, daha da konseptsiz duramazsınız:) Bu seyahati doğum günüme göre ayarladım, doğum günümde de ilginç bir mekanda olmayı tercih ettim. Mekan Ortaçağ konseptli bir mekan. Düşünsenize 600 küsur senedir konuklarını ağırlayan bir mekandan bahsediyorum! Yerin altında mağara/mahzen/sığınak gibi bir yer. Tavanda kafatasları, yerde mumlar. Eski püskü ahşap sandalyeler. Hancı! Bize şarap getir diye de bağırırsanız konsept tamamlanıyor 🙂

Medieval Tavern- U Krale Brabantskeho – Karışık Izgara Tabağı

Mekan 1345 senesinde açılmış. Rivayete göre ilk başlarda kralın yer altındaki sığınaklardan geçerek gizlice eğlenmek için geldiği bir mekanmış. Zaman içerisinde mekanı işletenler işin içine şov faktörünü de katarak o günlerden bugünlere akıllıca ulaştırmış U Krále Brabantského‘yu. Turistleri nasıl mutlu edeceklerini biliyorlar. Ama bazen işin kolayına kaçtıkları da oluyor 🙂 Wi-fi şifresi soruyorsunuz “burası ortaçağ restoranı” diyorlar:)

3 adet opsiyon var. Ama her türlü rezervasyon şart!

  • 1. menüde sınırsız içki, başlangıç tabağı, karışık ızgara tabağı, tatlı +şov ücreti 1250 CZK,
  • 2. menü de aynı şekilde ama 2 içecek var bira ya da şarap tabi yine şov ücreti ile birlikte 950 CZK,
  • 3. menüde eğer alakart alırsanız 245 CZK şov ücreti ödüyorsunuz. Tavsiyem 2.yi seçmeniz. Çünkü 2.de sizi en güzel salona alıyorlar, diğerleri biraz kıytırık yerler 🙂

Ördek Izgara

Çalışanlar güler yüzlü. Siz daha söylemeden domuz yiyip yemediğinizi soruyorlar. Yemiyorsanız ona göre hazırlıyorlar karışık tabakları. Çünkü hem başlangıçta sosis ve sucuk var hem de karışık ızgarada domuz kaburgası gibi ürünler var. Biz domuz istemeyince bize ekstra ördek butu hazırladılar.

Ben içecek olarak dark bira tercih ettim tadı muhteşemdi. Hatta 1 tane daha söyledim. Haricinde ızgara tabağında gelen haşlanmış mısır ve fırın patatesle bir şekilde doyuruyor sizi menü. Kuzu pirzola, tavuk kanadı, tavuk şiş, tavuk göğüs ve dana parça et geldi bize.

En son elmalı turta geliyor. Çatal isteyince yine “ burası Ortaçağ restoranı, elle ye” diyor ama yemek yerken çatal vermişti zalımlar 🙂

Lezzetler orta segment. Asla kötü değil ama muhteşem de değil.  Bir tek ördeği beğenmedim lif lifti. Çok daha iyisini Karlovy Vary Diana‘da yemiştim.

Şovlara gelince.. Sirki andıran şovlar mevcut. Bi abi labut çeviriyor, bıçağın üzerinde kadeh ve bardakları hatta şamdanı taşıyor, bi abi geliyor ateş püskürtüyor, dansözler geliyor, sonra alevli lirik dans falan. Güzel ama o kadar turistik ki.. Turistleri güldüreceği garanti güncel espriler yapılıyor.  Hangi dili istersiniz diye soruyorlar.  Bizde İngilizce ve Rusça çıktı. Bir İngilizce bir de Rusça sunum yaptılar. Kendimi turistik aktivite kapanına düşmüş Çinli turist gibi hissettim. Ama mekan asla kötü değil.  Yine olsa yine giderim. 650 seneden fazladır ayakta kalması bile yeterli benim için. Az önce 650 sene mi dedim (burada dehşete kapılmış bir hayalet emojisi hayal edin 🙂

Rezervasyon şart! Site linkini aşağıya bırakıyorum.

https://www.krcmabrabant.cz/en/

ADRES: Thunovská 198, 118 00 Malá Strana, Çekya

3.Kavarna Slavia (Nazım Hikmet’in gittiği cafe)

Prag ’a gelmeden evvel okuduğum bütün bloglarda Cafe Slavia‘dan bahsediliyordu. Dancing House‘a gittiğimiz son gün bu mekana da uğradık. Epey geniş bir alana sahip mekan. En güzel özelliği de kale ve nehir manzaralı olması. Yemekleri de leziz görünüyordu.  Hatta bir arkadaşım ördeğini ısrarla tavsiye etmişti. Ama ben sadece kahve ve tatlı ile yetindim. Lungo ile beyaz bir pasta söyledim.

Çok bir beklentim yoktu ama yine de sipariş ederken pastanın bu kadar kremalı çıkacağını anlamamıştım aslında.  Baydı beni, bitiremedim. Strudeli de fena değil. Buraya bir kahve molası için uğranabilir. Bir de prosecco sipariş ettim.  Fiyatı gayet uygundu ve lezizdi. İçine atayım diye çilek istedim, dev bir çilek getirdiler, az kalsın sıvıların kaldırma kuvvetini yeniden buluyordum ama olsunmuştu, bunu niye anlatıyorum, müşteriyi kırmıyorlar, o baabda. Baab falan bana bi haller geldi a dostlar 🙂

Kavarna Slavia

Konumuza dönecek olursak.. Cafe Slavia‘yı Türkler arasında en popüler  yapan sebep yıllar evvel burayı Nazım Hikmet‘in ziyaret etmiş olması ve duvarında Nazım Hikmet fotoğrafının olması -muhtemelen Türkler büyük ilgi gösterip sorup durduğu için daha sonra kapı girişine camekan içine baş köşeye almışlar fotoğrafı-. Nazım Hikmet 1956-1958 yılları arasında Prag ‘da sürgünde iken Kavarna Slavia‘da oturup bir şeyler yiyip içmeyi çok severmiş. Cam kenarına geçip nehri seyre dalarak şiirler yazmış. Hatta şu şiiri orada yazdığı söylenir:

Slavya kahvesinde oturan dostum Tavfer’le,
Vıltava suyuna karşı oturup,
Tatlı tatlı yarenliği severim
Hele sabahları hele baharda.
Hele sabahları hele baharda
Konuşurken dalar dalar gideriz
Bir yitirir bir buluruz birbirimizi.
Hele sabahları hele baharda.

Prağ şehri yaldızlı bir dumandır
ve kızıl, kocaman bir elma gibi.
Nezval geçer taze çıkmış kabrinden
Param parça yüreği de elinde
ve Orhan Veli’yle karşılaşırlar
Urumeli hisarından gelir o
ve telli kavağa benzer Orhanım
Yüreciği delik deşik onun da.
Biz de aynı loncadanız biliriz Tavfer
Zanaatların en kanlısı şairlik
Sırların sırrını öğrenmek için
Yüreğini yiyeceksin, yedireceksin.

Pırağ şehri yaldızlı bir dumandır
Vıltava suyunun köpüklerine
Martı kuşlarıyla gelir istanbul…
Lejyonerler köprüsüne gidelim Tavfer
Martı kuşlarına ekmek verelim.

Nazım Hikmet (26 nisan 1958)

Tarihe adını yazan, dünyaya bir şeyler katan bilim insanları, müzisyenler, şairler, devlet adamları ve bilimum sanatkarların ziyaret edip vakit geçirdiği, bir şeyler yudumladığı mekanları bulmak, oralara gitmek ve belki onların oturduğu sandalyede oturup onların seyrettiği manzarayı seyretmek -her ne kadar aynı derede 2 kere yüzemesek ve hiç bir şey aynı kalmasa da- çok güzel bir duygu bana kalırsa. Zamanda yolculuğun değişik versiyonu. Sizlere de öneririm.. Yemeğe gidecekseniz rezervasyon için link aşağıda..

https://www.cafeslavia.cz/en/

ADRES: Smetanovo nábř. 1012, 110 00 Staré Město, Çekya

4.Good Food Chimney (Instagram fotosu çekmelik trdelnik)

Bazen bazı yiyecekleri görseli güzel diye tercih ettiğim oluyor. Doğruya doğru, renkler ve estetik beni cezbediyor. Ama sadece görselden ibaret olunca sahiden içime sinmiyor. Good Food da öyle oldu. Renkleri güzel, ama trdelniki beş para etmez. Hem daha pahalı hem de tadı kötü. Zaten hamur içinde dondurma bence iyi bir fikir değil, hamuru manasızca ıslatıyor. Tam Karl Köprüsü’ne giderken karşınıza çıkıyor mekan. Dediğim gibi güzel foto kareleri çekersiniz ama lezzetine garanti veremiyorum, tercih sizin. Ben böyle olacağını bile bile denedim o yüzden fazla da çemkirmeyeyim. Siz bi bakın bakalım duruma, lezzeti mi seçeceksiniz yoksa görseli mi, ona göre değerlendirirsiniz. Good Food‘da fiyatlar diğerlerine göre daha pahalı. 120-150 CZK bandında. Adını değiştirsinler ama Good Foto, Bad Trdelnik! Aşağıya bırakacağım websitesinden menülerini inceleyebilirsiniz.

Good Food – Trdelnik

https://www.goodfoodchimney.com

ADRES: Karlova 160/8, 110 00 Staré Město, Çekya

5.Trdlo (Güzel Trdelnik yapan mekan zinciri)

Prag old town da rahatlıkla şubelerine rastlayabilirsiniz. Bir şubesi de Karl Köprüsü’nün kale tarafı ayağında. Ortalığı mis gibi kokutan mekandır kendisi. Geleneksel kahverengi kıyafetli ablalarımız hazırlarken trdelnikleri, kuyrukta, siz de onları seyredersiniz.

Trdlo

Benim bi kokusu kendinden daha güzel listem vardır. Bu listeye kahve ve kokoreç sonrası trdelniki de 3. sıradan ekliyorum. O nasıl bir mis gibi kokmaktır. Benden size tavsiye, çok ekstralı olanları seçmeyin. Olabildiğince sade yiyin. En fazla çikolata çilek! Ötekisi yalan dünya, yalandan yüzüne gülen dünya! Genel manada kremaları çok tatsız, şekersiz, acayip yağlı; son kolesterol bükücü! Krema olayına girmeyin derim. Tarçına bulatın yiyin gitsin! Niye bu kadar işinize karışıyorum: çünkü ben ettim siz etmeyin! Trdlo‘da fiyatlar daha ekonomik. Ya 70 ya da 90 CZK idi. Sıcak şarapları da var. Bir de son olarak Trdlo Trdlo Trdlo BANDIM, TİŞİKKİRLİR :p

Trdlo

https://trdlo.com

ADRES: Mostecká 55, 118 00 Malá Strana, Çekya

6.U Fleku (Geleneksel Çek mutfağı ve siyah bira)

Daha bazı şehirlere gitmeyi hayal etmeden o şehirlerdeki bazı mekanlara gitme hayalim oluyor. U Fleku da öyleydi. 2 ya da 3 sene evvel takip ettiğim birinin instagram hikayesinde görmüştüm. Siyah bira, mutlu bir kalabalık, bir yanda akordeon çalıyor, ortam müthiş! Ben buraya giderim demiştim. Aradan yıllar geçip Prag ‘a bilet alınca haliyle U Fleku’yu da listemin başına yazdım. Rezervasyon yapıp da işimi garantiye aldım. Ama beklediğim kadar keyif alamadım. İşte bir yere beklenti ile gitmenin kötülükleri.. Mekanın bir kusuru yok. Ama o ruhu hissedemedim. Akordeon olayı da tam bir turist eğlendirme aktivitesi olmuş. Yemekleri de diğer geleneksel Çek mutfağı sunan restoranlarla eş değer, bir artısını göremedim.

U Fleku

Döndükten sonra yaptığım araştırmada mekanın aslında çok büyük bir kompleks olduğunu, 9 ayrı salondan oluştuğunu gördüm. Vay arkadaş! Yüksek sezonda kim bilir nasıl iş yapıyodur. Her gelen en az bir bira içse bir de ana yemek söylese, bir masada 10 sandalye, bir salonda 15 masa olsa… Piiiii… Adamlar kırıyor parayı! (Türk erkeğine otomatik eklenen ciro hesaplama geni nasıl olduysa bana da sirayet etmiş 🙂 )

Gulaş&Svickova

Nasıl ki Erzurum’un milli yemek menüsü ayran aşı çorbası, su böreği, etli yaprak sarma, ispir fasulyesi, pilav ve kadayıf dolması ise Çek geleneksel restoranlarının menüsü de gulaş, svickova, ördek, domuz, sosis fix. Camembertin Çek versiyonu Hermelin peyniri de pek popüler, ben buna bayılıyorum doğrusu. Eve dönerken 3 paket aldım attım valize, şarap yanı peynir tabaklarına böylesine yakışan başka bir peynir yok! Ben U Fleku da geleneksel mutfağın vazgeçilmezlerinden svickova söyledim. Svickova sıkıştırılmış, dilimlenmiş ekmek içiyle sunulan, bol soslu, üzerinde krema ve meyve püresi bulunan bir lezzet. Ben beğendim tadını. Tek tek fiyat yazmıyorum, aşağıya restoranın sitesinin linkini bırakıyorum. Hem salonlara bakabilir, hem menüyü inceleyebilir hem de rezervasyon yapabilirsiniz.

https://en.ufleku.cz

ADRES:Křemencova 11, 110 00 Nové Město, Çekya

7.Brasileiro U Zelené žáby (Sınırsız et ve salata&sushi bar)

Yazıya iyi başladık ama hala yeterince konsept mekan görmedik diyorsanız.. Acele etmeyin diyorum çünkü sizi acayip bir mekanla tanıştıracağım. Brasilero U Zelene Zaby birbirinden leziz etleri sınırsız sunan bir Brezilya restoranı. Restoran yerin altında, dolayısıyla bir mahzen havası var, bu da mekanı bir kuple romantik yapıyor, ekleyelim. Tabi karşınızdaki “beyin” etlere umarsızca yumulurken romantikliğini ne dereceye kadar koruyabileceği konusunda şüphelerim de yok değil 🙂 Fix menü usulü ile işliyor. Akşam 18.00’a kadar sınırsız et, salata ve suşi bardan faydalanmak 685 CZK. 18.00 sonrası bu fiyat 985 CZK‘ya çıkıyor. Tabi bu fiyata içecekler dahil değil. Her ne kadar pahalı bir akşam yemeği olsa da ben kesinlikle verdiğim para için pişmanlık duymadım. Çünkü her şey mükemmeldi. Çalışanlardan tutun da müziklere kadar.. Tabi en mühimi lezzet. Etlerin her biri birbirinden lezizdi. Soğuklar da başarılıydı. Salatalar, mezeler de ha keza. Suşiler de ortalama seviyedeydi. 

Masaya üzerinde mekanın adı yazılı yuvarlak kartlar bırakıyorlar. Bir tarafı kırmızı bir tarafı yeşil. Eğer kartın yeşil tarafı görünüyorsa size et servis etmeye devam ediyorlar. Kırmızı tarafı çevirdiğiniz anda servisi kesiyorlar. Ellerinde şişe takılı etlerle gezen şefler nazik bir şekilde tabağınıza servis ediyorlar. Daha doğrusu masanıza gelip eti kesiyorlar siz de minik bir maşa ile eti tutup tabağınıza bırakıyorsunuz. Bu ritüel de işi hepten eğlenceli hale getiriyor. Mekanda geçirdiğim her dakikadan keyif aldım. Seçtiğimiz şarap da çok iyi çıktı. Amman sabahlar olmasın 🙂

Mekanı turistler kadar yerlisi de tercih ediyor. Hatta bir kutlama mekanı olarak bile değerlendirilebilir. Siz de benim gibi özel günlerinizde (hijyenik ped reklamı gibi oldu 🙂 ) seyahat etmeyi tercih ediyorsanız, özel bir akşam yemeği için Brasileiro U Zelene Zaby‘yi tercih edebilirsiniz. Rezervasyon şart dememe gerek yok sanırım 🙂

https://www.brasileiro-slovanskydum.ambi.cz/en/

ADRES: U Radnice 8/13, 110 00 Staré Město, Çekya

8.Starbucks Ceska Republika (Dünyanın en güzel manzaralı Starbuckslarından biri olsa gerek..)

3. nesil kahve ile yatıp nitelikli kahve ile kalkan biri olarak burada Starbucks övmem linç sebebi olabilir. Ama bazı mekanlara sırf manzarası ve konsepti için gittiğiniz olmuyor mu? Olmuyor. Hadi canım! Bir ben miyim şekilci, bir ben miyim dostlar alışverişte görsüncü! Hadi hadi, yavaşça duyarlarınızı yere bırakın ve instagramlık foti çekmek için akıllı telefonlarınıza davranın! Tam yerindesiniz! Prag ‘ın panaromik manzarasını önünüze sunan, kale tarafında bir tepede konumlanan bu Starbucks hem açık alana, hem kapalı alanlara hem de balkon kısmına sahip. Gel vatandaş seç beğen al!

Güzel manzarasının yanında duvarda asılı dünya haritası da bir tercih sebebi. Geldiğin ülkeyi pinleyebiliyorsun. Bunun bir değişiğine Belgrad’daki Lorenzo&Kakalamba‘da rastlamıştım. Onda da Türkiye pinlene pinlene delik deşik olduğundan ve yer kalmadığından başka ülkeleri pinlemiştim. Bu defa kısmet Hindistan’a imiş. Bunda da vardır bir hayır! Çünkü ben Hindistan’ı işaretlediğimde oraya gitme hayalim olağan seviyelerdeydi. Şu anda sabah öğle akşam Hindistan videosu seyrettiğime bakacak olursak belki de o pin sonrası Hindistan kalbime girdi kim bilir? Neyse konu en son bir Hintli ile evlenmeme bağlanmadan bu muhabbeti kapatıyorum 🙂

Starbucks’ın Prag ‘da pek çok şubesi var ama bahsi geçen manzaralı olan aşağıda vereceğim adresteki. Gitmeden evvel offline haritanıza işaretleyecekseniz bunu dikkate alınız.

ADRES: Pražský Hrad, Kajetánka, Hradčanské nám., 118 00 Malá Strana, Çekya

9.Hemingway Bar (Muhteşem kokteyller)

Bir Yesempatik yeme&içme rehberinin olmazsa olmazları nelerdir?

1-Craft Biracı

2-Jazz Bar

3-İyi Kokteylci, simitçi, 3. nesil kahveci, gazozcucu.. Şinanay da yavrum şinanaşinanay, şinanay da şinanay hopa şinanay!

Listenin 3. elementi iyi kokteylci için yaptığım araştırmalar beni Hemingway Bar’a götürdü. Her ne kadar gitmeden evvel “MUHAKKAK” rezervasyon yaptırmak gerekse de -pışığımı rezervasyonsuz yer bulursunuz :)- rezervasyonu maille değil de sadece yerel sabit hatlı telefon kanalı ile yapma sorunsalı insanın elini kolunu bağlıyor. Yöntemi şöyle bulduk. Gün içinde gidip ertesi gün için yahut bir kaç akşam sonrasına rez yaptırmak. 

Hemingway Bar The Revenant

Kokteylin lezzetini tamamlayan yegane şey barmenin onu hazırlama performansı. Genelde turistik yerlerde bu konuda hevesli oluyorlar, benim de ekmeğime yağ sürülüyor. Çünkü nasıl yapıldığını seyretmeye bayılıyorum, o yüzden de rezervasyonumu üst kattaki bara yaptırıyorum. “The Revenant” isimli imza kokteyl ile başlıyorum. Kokteyl istiyoruz, baby showerde limonata sunmalık damacana geliyor adeta. Mübalağa mı ediyorum? Evet ama, 2-3 bardak çıkıyor o gelen zımbırtıdan. İçerisinde Çekya için önemli absinth var, buna ek olarak limon melisası kombuçası (:))) ), limon suyu, zencefil bulunuyor, orkide yaprağı ile süsleniyor. Gayet leziz bir kokteyl. Soğuk havada gittiyseniz benim gibi, şifa niyetine içiniz 🙂

Barda oturunca da insan fena gaza geliyor. Gelen tüm siparişleri seyretme imkanınız oluyor bir yandan da barmen ile sohbet ederken. Barmenimiz dünyalar sempatiği bir arkadaştı, acaba sorularımla onu darlıyor muyum şüphesine düşmedim hiç 🙂 Yine böyle sohbet ederken biri “Winter is Coming” sipariş etti. Hayatında 1 bölüm dahi GOT izlememiş ben kendimi bu kokteylden sipariş ederken buldum 🙂 Sunumun güzelliği de beni cezbetmiş olabilir. Hoş her kokteylin uzay ilginçliğinde sunumu var. Patron paraya kıymış, ekipmanı, malzemeyi fullemiş. Darısı istediği meyve püresini bir türlü aldırtamayan barmenlerin başına 🙂 

Kokteyle son rötuş olarak pancar tozu ile GOT yazılıyor. Pazarlama stratejisi mi? Evet. Başarılı mı? Ona da evet! Tüm formülü vermeyeceğim ama içeriğinde votka, şarap ve yumurta akı olduğunu söyleyeyim. Peru’da içtiğim Pisco Sour‘dan beri içinde yumurta akı olan kokteyllerle ciddi düşünüyorum. Aman efendim kokmuyor mu etmiyor mu tribine girmeyin, çırpılmış, sallanmış yumurta akının verdiği kremayı Sütaş ayranda bulamazsınız valla 🙂 (NOT: Bu bir Sütaş virali değildir, hele hele Eker ayranın konu ile hiçbir alakası yoktur, tişikkirlir.)

Mekan on numero 5 yıldız. Fiyatlar 235 CZK ile 296 CZK bandında. Piyasaya göre daha pahalı. Ama o kadar ekipmana, süse, kaliteli malzemeye anca böyle, ne yapalım 🙂 Sonuç olarak Patron Mutlu Son İstiyor 🙂

Prag ‘da tek bir mekana gitme hakkın var deseler burayı seçerdim, NET!

ADRES: Karoliny Světlé 26, 110 00 Staré Město, Çekya

10.Jazz Republic Live Music Club (Tıklım tıkış bir jazz bar, iyi müzik)

Sürekli belgesel izleyen ve suşi yiyen biri olduğum içün jazz dinlemeden duramıyorum :p Böyle dalga geçiyor gibi yaptım ama ben Jazz barları harbiden seviyorum. Hele Lviv’deki Libraria Cocktail Bar hiç aklımdan çıkmıyor. 75 yaş üzeri amcaların o güzel müziğini dinlerken içtiğim kokteyl.. Neyse konumuz Lviv değil, Lviv’i paşalar gibi övdüğümüz destansı bir yazı zaten mevcut, onu da şuraya koyalım, hatıraları yad edelim 🙂

Jazz Republic

Bu mekana gitmek aklımdaydı, sonra zamanlamayı güzel ayarlayamadım ve geç bir vakitte gittim. Haliyle ayakta kaldım. Birbirinden uyuz turistlerin arasından bir masa bana bir şekilde kucak açtı ve aralarına aldı, vesile ile Fransız bir çift ile de tanışmış oldum. Müzik güzeldi, ama sonuna yetiştiğim için tam havaya giremedim. Bir bira içene kadar bitti zaten. Siz siz olun, erken davranın, vakitlice gidin. Masanızı kapın, milletin kahrını çekmeyin 🙂 Sana da merhaba tüm tur grubunu hurra mekana kitleyen tur rehberi! Senden nefret ediyorum, bunu biliyosun di mi?

ADRES: Jilská 1a, 110 00 Staré Město, Çekya

11.Pivovar Sv.Norbert Strahov (Burunda şerbetçiotu kokusu ile mis gibi taze bira içebileceğiniz biracı)

Kale için tepeye tırmandığınızda hızınızı alamayıp Allah Alah Allah Allah diye diye yeniçeriler gibi Strahov Manastırı‘na geldiğinizi varsayıyorum. Manastırın muhteşem kütüphanesini de gezdiğinizi hayal ediyorum (yani gezmeyecek kadar da ŞEY değilsinizdir diye düşünüyorum). Gezdiniz dolaştınız, burnunuza bir anda şerbetçiotu kokuları gelmeye başladı. Yani bu sahlep gibi muhteşem kokan bir şey değil elbet ama bira sevdalıları bunun hastası. Ayaklarınız sizi Pivovar Sv.Norbert Strahov‘a götürüyor, ah o öpülesi ayaklar.. Çünkü neden, çünkü en güzel bira masnastırlarda üretilendir! Bkz.St.Bernarduslar, Trappistler… Manastırın mübarekli suyu ile mayalanan biralar (çarpılmayız di mi?). Valla biz uyduk papaza, günahı onun boynuna 🙂 

Girişte sizi bira üretim tankları karşılıyor. Kurdeşen dökecek kadar sıcak, malum maya sıcağı seviyor! Zorla şerle bir yer bulup oturuyoruz, otururken “tek bira içces apla, yimek yemicez, olar mı?” diye soruyorum en pıtırcık halimle, çünkü abla doğuştan atarlı, attı mı giderli. “Tamam Allahın cezaları, oturun şu köşeye!” diyor -sanırım-. Abla suratsızlıkta birinci, abla gergin, abla umursamaz, abla hoyrat! Neyse aplam, bizim biraları var, söz hiç bir şeye karışmayacağım! Amber Lager (%5.3), Dark Lager (%5.5), IPA (%6,3), Hazy IPA (%6.3) arasından ilk ikisini seçiyoruz, duygular şelale. Bir dahakine IPA’lara nasipse!

Abladan son küfrümü yemek için kumbara patlatmışçasına bozuk paralarımla ödememi yapıyor, canımı kurtarıyorum. Abla buruk, abla kekremsi. Bitterness’te abla gibi ol 🙂

ADRES: Strahovské nádvoří 301/10, 118 00 Praha 1-Hradčany, Çekya

12.Casanova Restaurant (İtalyan restoranı)

Seyahatlerin ilk gününde özellikle de şehre akşama doğru varılmışsa insan bazen o yorgunlukla yerel mutfak riskine girmek istemiyor, bildiği yoldan gidiyor. O yol nedir, Papa’nın yoludur 🙂 Sanırım İtalyan mutfağı kadar kendini dünyada kabul ettirmiş başka mutfak yoktur. Karl Köprüsü’nde ilk ayazımızı yiyip, yanaklar al al, dudaklar çatlak, gözler kan çanağı bir halde bu mekanı gördük, ısınırız en azından diye daldık içeri, hazır girmişken de bi pizza söyleyelim bari de ayıp olmasın dedik -yalan, acız aç- deniz mahsullü pizzada karar kıldık.

Doğruyu söylemem gerekirse beklentim çok düşüktü ama beni utandırdı. Çok leziz bir pizzaydı. Ya da anne dayağı yiyip, saatlerce yatağında ağlaya ağlaya uyuya kaldıktan sonra anne uyandırır, önüne bi kap yemek koyar da dünyanın en lezzetli yemeği olur ya, bize öyle geldi Prag soğuğu sonrası (hani bunu okuyan da annemden dayak yedim sanacak, yok öyle bir şey, ama sahiden de var di mi böyle bir şey?). Tabi bu anlattığım olay şubat ayında geçiyor. Yazın ne olur bilemem (yaz gelmiyor bile olabilir).

Casanova Restaurant ne etseniz yerel mutfaklarla barıştıramadığınız, “ağbi şurda pilav üstü kuru olsa bir de soğan cücüğü, ne yerim yalnız” cümlesini marş edinmiş, “Burçinsu ben Prag cıvıklısı yemek istemiyorum, ne olur az beni bi sal” diyen arkadaşınız&eşiniz&yavuklunuza tokat niteliğinde bir mekan! Olabildiğince garanti, alabildiğince İtalyan! 

ADRES: Saská 520/3, 118 00 Malá Strana, Çekya

13.Popocafepetl – Italská (Salaş bar, öğrenci mekanı)

Erasmusçuların, pub crawlcuların ve bilimum öğrencilerin -muhtemelen- severek gittiği salaş bir bar. Yine yerin altı, yine sığınağımsıcılık. Sovyet ruhu, az bizi bi sal artık, düş yakamızdan! Uygun fiyatlı kokteyller içebilir yahut bi bira alıp takılabilirsiniz, kimse de size kötü kötü bakmaz. Yereller de seviyor burayı. Hani görmeden dönmeyin değil de, çıtır çerez, keyifli bir mekan. Fazla mekan bilmek göz çıkartmaz, aksine ortamlarda havanız olur 🙂 

ADRES: Italská 18, 120 00 Praha 2-Vinohrady, Çekya

BONUS: Gingerbread Museum (Zencefilli kurabiyeler, renk renk çeşit çeşit)

Kış aylarının en sevimli detaylarından birisi bana göre mis kokan gingerbread ler. Özelikle Noel pazarları ile özdeşleşmiş durumda. Prag’da kale bölgesinden aşağı doğru yuvarlanırken -çünkü çok yokuş annecim- sağda Gingerbread Museum’a denk geldim ve içeri daldım. Yine Lviv’den kalma gelenekle bir kaç tane kurabiye aldım cici fotoğraflar çekip sonra mideye indirmek için. Çok da güzel oldu, çok da iyi oldu! Dans eden evleri ittirdiğim poz çok sevildi mesela. Aklınızda bulunsun efenim. Belki hediyelik olarak da düşünübilirsiniz.

ADRES: Nerudova 254 / 9, 118 00 Malá Strana, Çekya

 

Prag ‘la ilgili pek çok elementi tanıdık, pek çok elementi gördük. Listemizde olup gidemediklerimiz de var -mesela Lokal- listemizde olmayıp kendimizi orada bulduklarımız da.. 3-4 günde anca bu kadar! Bir sonraki ziyaretimde kentin hipster köşelerinde takılmayı ve hip mekanlar keşfetmeyi defterime yazdım, buraya da yazdım. Gidip de denemezsem bunun hesabı bana sorulsun 🙂

Covid 19 illeti bitip de sınırlar açıldığında ve her hangi bir sağlık tehtidi kalmadığında olur da yolunuz Prag ‘a düşerse ve önerdiğim mekanlara giderseniz bana Instagram DM’den fotoğraflarınızı yollamayı unutmayın! Instagram demişten.. Çoğ güzel, çoğ keyifli bir hesabım var, hikayeler gülme garantili, sizleri de şuraya bekleriz efendim.

Karl Köprüsü

Yeni yollarda, yine leziz yemeklerin peşinde, doyasıya gezip tıka basa yiyip içtiğimiz günlerin yeniden gelmesi ümidiyle..

Kalın sağlıcakla, afiyetle..

Eyvallah..

Nilgün KARAKAŞ

Belki bunlarla da ilgilenebilirsiniz

2 Yorumlar

  • Cevapla
    Kitalar Atlasi
    30 Haziran 2020 at 21:16

    Yine muhteşem bir rehber çıkmış ortaya Ninücüm 🧡 trende gelirken soluksuz, ağzım sulana sulana okudum 🙈 birkaçını özellikle listeme aldım, Prag’a uğrayınca gideyim 🙏🏼 Teşekkür ederiz

    • Cevapla
      Nilgün Karakaş
      9 Temmuz 2020 at 15:07

      Çekya’da yaşayan birinden bunları duymak mutluluk verici 🙂 Asıl ben bir daha gelirsem sizil yerel önerilerinize göre gezeceğim 🙂

Yorum Bırakın