Kahve ve Seyahat Üzerine Söyleşi RÖPORTAJ

Kahve ve Seyahat Üzerine Söyleşi: Gürhan Kara

Kahve ve Seyahat arasındaki güzel ilişkiyi daha yakından gözlemleyebilmek adına Türkiye’ye nitelikli kahveyi sevdiren Coffeetopia ve o leziz çekirdeklerin kavrulduğu Kahve Fabrikası ile ortak yürüttüğümüz “Kahve ve Seyahat” konulu söyleşimizin bu haftaki konuğu Gürhan Kara! 5 seneden fazladır severek takip ettiğim Gürhan Kara, yeme içme, seyahat, otel ve hayata dair önerilerini Tadında Seyahat isimli sitesinde ve aynı isimli sosyal medya hesaplarında takipçileriyle paylaşıyor. Naif kişiliği, estetik fotoğraf kadrajı yakalamaktaki başarısı ve güçlü iletişim kabiliyetinin yanı sıra Gürhan, otel değerlendirmeleri ile fark yaratan bir influencer. Gittiği otelleri her yönüyle değerlendirip bunu insanlara gerçekçi bir bakış açısıyla yansıtıyor. Bol bol seyahat eden ve seyahatlerinde birbirinden keyifli cafeler keşfeden Gürhan’ı yoğun programı arasında yakaladım ve ondan güzel tüyolar aldım. Bakalım Kahve ve Seyahat‘e dair Gürhan bizimle neler paylaşacak?

1- Merhaba Gürhan, uzun süredir paylaşımlarını ilgi ile takip ediyorum. Tadında Seyahat fikri ilk nasıl ortaya çıktı? Seyahat ile yeme içme senin için hep ayrılmaz ikili miydi?
Hem işim hem de tutkum sebebiyle çok seyahat ediyordum. Seyahatlerimde de yeni lezzetler tatmaktan, yeni mekanlar keşfetmekten çok zevk alıyordum. Artık bunları birileriyle paylaşmam gerek dediğim noktada “Tadında Seyahat” blogumu açmaya karar verdim.

Dubrovnik

Yemek yemeyi çok seven, seyahat tutkusu olan ve fotoğraf çekmekten de büyük zevk alan biri olarak yemek için seyahat etmek, seyahatlerimde yemeği ön planda tutmak ve bu deneyimlerimi fotoğraflamak benim için hep ayrılmaz parçalardı.
2-Bir ülkeye gitmeden evvel araştırmaya nereden başlıyorsun? Konaklama seyahatlerinde nasıl bir yer tutuyor?
İlk önce uçak biletimi alıyorum. Sonrasında konaklama daha sonra da yeme içme ve yapılacak şeyleri belirliyorum.

Los Angeles

Konaklama benim için çok önemli. Çünkü günün sonunda o kadar gezip enerji harcadıktan sonra rahatça uyuyabileceğim, temiz ve konforlu bir otelin veya evin olması gerekiyor. O yüzden konaklamaya daha fazla para ayırıyorum. Nerede olsa uyurum diye bir iddiam yok.
3-Kalacağın yerde en çok neye dikkat ediyorsun? Senin için en unutulmaz otel deneyimi hangisiydi?
Konfor, temizlik, dinginlik ve fotoğrafik olması. Ev kiralayacaksam o yöreden izler taşıması ve güzel fotoğraflar çekmek için uygun olması gerekli. Otellerde ise kendimi iyi hissetmeliyim. Biraz temizlik takıntım var. O yüzden belli standartlarda olması gerekiyor otelin. Çok büyük ve kalabalık otellerdense butik otelleri tercih ediyorum.

Maldivler

En unutulmaz otel deneyimim “Maldivler Jumeirah Dhejanafushi” idi. Resmen rüya gibi bir yer. Sabah uyanıp denize atlıyorsunuz. Deniz turkuaz, kumlar bembeyaz. Tepende palmiye ağaçları, duyduğun sadece su ve kuş sesi. Daha ne olsun. Tam benlik bir konaklama şekli. Ev olarak örnek verecek olursam California Joshua Tree’de çölün ortasındaki tek odalı ev müthişti. Airbnb’den kiralamıştım ve her karesi Instagramlıktı.

Kaliforniya

4-En lüks otellerde dahi kahve makinalarında kaliteli çekirdekler kullanılmadığını gözlemliyoruz. Sence bu konu işletmeler tarafından göz ardı ediliyor olabilir mi? Oteller sundukları kahveyi nitelikli kahve çekirdekleri ile hazırlasalar bunun müşteri boyutundaki yansıması nasıl olur dersin?
Odalarda espresso veya kahve makinesi olan işletmelere bayılıyorum. Hazır kahve artık hiç içmemeye çalışıyorum. Tabi otellerin restoran ve cafelerinde taze çekirdek kahve vermeleri hem bütçe hem de zaman açısından daha zor. Ama bence kesinlikle belli standartlarda hizmet veriyorum iddiasında iseler, Americano’yu veya espressoyu kaliteli çekirdekten hazırlamak zorundalar.
5-En çok hangi kahveyi seviyorsun? Evinde kahve demleme ekipmanın ya da kahve makinen var mı?
Güçlü kahveler seviyorum. Kızarmış ekmek kokusu veren dark roast kahveler her zaman favorim.

Evde Nespresso makinem, French pressim ve moka potum var. Hario marka da bir kahve değirmenim var. Üşenmeden manuel olarak kahvelerimi çekip hazırlıyorum kahveyi. En çok Americanoyu seviyorum.
6-Evinde konuklarına kahve ikram eder misin? Kahvenin bir araya getirici etkisi olduğunu düşünüyor musun?
Evet ikram ediyorum. Kahve kesinlikle bir araya getiriyor insanları. Kırk yıllık hatrı var sonuçta 🙂 Eskiden beri insanlar kahve başında bir araya gelip sohbet edip memkelet meselelerini tartışıyorlar. Hatta bu sebepten kahvenin yasaklandığı bile olmuş zamanında..
7-Gittiğin farklı ülkelerde&şehirlerde oranın önemli kahvecilerini keşfetmeyi sever misin? Seni en çok etkileyen 3 kahveciyi bizim için sıralayabilir misin?
Evet kesinlikle seviyorum. Prag’daki “I Need Coffee” (ismi bile benlik), Los Angeles “Intelligentsia”, Amsterdam’daki “Back to Black” ve bonus olarak “Five Elephant Berlin”.

Prag-I Need Coffee

Amsterdam-Back to Black

Los Angeles-Intelligentsia

Berlin-Five Elephant

8-Cafelerde yerelleri gözlemler misin? Kahve alışkanlıkları ülkelere göre büyük farklılık gösteriyor mu sence?
Biz mesela kahve içen bir toplumken 60-70 yıl önce çaya dönmüşüz. Sonrasında kahve zincirlerinin ve 3. kuşak kahvecilerin ülkeye girişi ile şimdi en sevdigimiz içecek yine kahve oldu.

Komşu Yunanistan’a geçince hazır kahveden frappenin hakimiyetini görüyorsunuz. Biraz ilerisi İtalya, kahveyi Osmanlıdan öğrendi, dünyaya tanıttı. Kahve yapım tekniklerini geliştirdi. Ama şu an orada kahve zincirleri yok denecek kadar az. Çünkü kahve hayatlarının her yerinde zaten vardı, o yüzden geleneksel kahve demleme yöntemleri onları mutlu etmeye yetiyor. Bir de Viyana örneği var. Yine kahveyi Osmanlılardan almışlar ve kahve neredeyse milli içecekleri olmus Avusturyalıların. Kahve etrafında sosyalleşmek yüzlerce yıldır kültürlerinde var. Harika kafelerin şehri Viyana..
9-Kahvaltıda kahveye nasıl bakıyorsun? Ağırlıklı olarak çay kültürüyle yetişmiş bizler için son dönem kahve akımları bir ikilem yaratıyor mu dersin?
Eskiden çay içerdim ama artık kahveye öncelik veriyorum. Kahve sonrasında çay da içtiğim oluyor ama benim için ikinci planda.

Ostrava-Art Cafe

Dediğim gibi bizim atalarımız aslında kahve içiyordu. Çay çok geç geldi bize ama kahvenin önüne geçti. Şimdi kahve yine atakta.

10-3. nesil kahve hakkında ne düşünüyorsun? Manuel demleme yöntemi ve demlenen kahve çekirdeklerinin ülkesi değiştiğinde tatsal profillerin de farklılık gösterdiğini hissedebiliyor musun? Damağın en çok hangi ülkenin kahvesini seviyor?
Açıkcası çok fazla fark hissettiğimi söylersem yalan olur ama Etiyopya kahvelerini beğeniyorum.

Berlin-Ora

Bir arkadaşım Kenya’dan kahve getirmişti. O da çok başarılıydı. Bir öğrencim de Kolombiya’dan kahve getirmişti. Benim için önemli olan kahvenin sert olması. Soft tatları pek sevmiyorum.
11-Kahvene şeker, süt, şurup ilave etmeyi sever misin? Kahvenin yanında en çok ne tüketmeyi tercih edersin?
Hiçbirini eklemem, sade seviyorum. Valla güzel bir cheesecake veya cookie hiç fena gitmiyor.

Amsterdam-Scandinavian Embassy

Çok yoğun çikolatalı tatlıları yakıştıramıyorum, çok bayıyor birlikte. Onlar çayla daha güzel sanki 🙂
12-Seyahatlerinde yanında termos yahut demleme ekipmanı taşır mısın? Gidip de zevkine göre kahve bulamadığın bir ülke oldu mu?
Evet özellikle araba ile seyahat ediyorsam yanıma termos veya kahve bardaginda kahve alıyorum.
Avrupa veya Amerika’da öyle bir sorun yaşamadım hiç. Asya ülkelerinde de öyle. Ama bazı Ortadoğu ülkelerinde kahve bulmakta güçlük çektim.
13-Ziyaret ettiğin kahve dükkanının konsepti senin için önemli mi? Dekorasyonun bütünleyici etkisine inanıyor musun? Tasarımını en çok beğendiğin kahve dükkanlarından örnek verebilir misin?
Kesinlikle önemli. Kendimi içinde rahat hissetmem gerek. Fotoğraflarda da güzel çıkmalı mekan.

Berlin-House of Small Wonders

Örneğin Eylül ayında Cenevre’deydim. Bir tane instagramlık mekan bulamadım. 3. kuşak kahveci 1 veya 2 tane vardı. Onlar da dekorlarına hiç özenmemişler. Geri kalan mekanların da çoğu old fashion dekorasyona sahipti. Kahveleri güzel ama bence dekorasyonda güzel olmalı. Orada vakit geçirmek istemeli insan.
MÜZ çok beğendiğim bir mekan. Amsterdam’da C+T Coffee and Coconuts, Adana’da Botta Bloom başarılı. Dekorunda bitki olan mekanları seviyorum.

Bir de Tayland’da “Clay Studio Coffee” adlı bir kahveci vardı unutamam.


14-Yöresel kahvelerle aran nasıl? Dibek, Menengiç, Malta Kahvesi, Mırra gibi etnik kahve çeşitlerini sever misin?
Hepsinin ayrı karakteristiği, ayrı hikayesi ve güzelliği var. Ama her gün içmek için aramam. Ben bol kahve içmeyi seviyorum. Espresso da benlik değil. Americano veya filtre kahve tam benlik. Ama değişik kahveler denemeyi seviyorum.

Gürhanla söyleşimizden ve şu güzel görsellerden sonra Berlin ve Prag’daki kahvecileri keşfetmek için sabırsızlanır oldum. Özellikle de Amsterdam’daki kahvecileri nasıl keşfedememişim, epey hayıflandım. Dünyanın neresine giderseniz gidin, bir şekilde karşınıza kahve çıkıyor ve o mutluluğu yaşarken güzel anılar biriktiriyorsunuz.. Ben kahveyi çok seviyorum, hem kahveyi hem de seyahat etmeyi seven kişilerle sohbet ettikçe ufkumun genişlediğini hissediyorum.

Gürhan’a projeme olan katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum.

Sizler de kendisini @tadindaseyahat ve @grhnkr instagram hesaplarından aktif olarak takip edebilir, her türlü seyahat, yeme içme ve konaklama önerisi için www.tadindaseyahat.com sitesini ziyaret edebilirsiniz..

Bir sonraki söyleşide görüşmek üzere..

Kalın sağlıcakla, afiyetle..

Eyvallah..

Nilgün KARAKAŞ

 

Belki bunlarla da ilgilenebilirsiniz

1 Yorum

Yorum Bırakın