Kahve ve Seyahat Üzerine Söyleşi RÖPORTAJ

Kahve ve Seyahat Üzerine Söyleşi : Esra Uğurlu

Seyahat artık hayatımızın önemli bir parçası.. Hepimizin en büyük deşarj yöntemi oldu. Kendimizi mütemadiyen ucuz uçak bileti kollarken buluyor, günlerimizi yeni seyahatleri planlamakla geçiriyoruz. Elimizde mis gibi kokan bir fincan kahve de varsa değmeyin keyfimize.. İşte tam olarak böyle bir anda aklıma geldi Kahve ve Seyahat üzerine bir söyleşi yapmak.. Kahvenin hayatımızdaki ve yolculuklarımızdaki yerini gözlemlemek için iyi bir fırsat olur diye düşündüm. Serinin ilkini çok severek takip ettiğim Esra Uğurlu ile yapmak istedim. Sağolsun beni kırmadı, nefis bir söyleşi yaptık Coffeetopia kahveleri eşliğinde. Coffeetopia dünyanın dört bir tarafından gezginleri ağırlayan Türkiye’nin en başarılı 3. nesil kahvecilerinden biri olduğu için, projemle birebir örtüştü doğrusu.

Kenya-Nairobi

Esra, benim takip etmekten büyük keyif aldığım bir influencer olmakla birlikte zaman içerisinde en yakın arkadaşlarımdan biri oldu. Kahvemizi yudumlarken onun eşsiz seyahat deneyimlerini dinlediğim nice güzel buluşmalarımız oldu. İnsana, doğaya, hayvanlara verdiği değerin lafta kalmayışı ve mütevazılığı onu diğerinden ayıran en büyük iki özelliği bence..

Vietnam-Hanoi

Yönünü Asya’nın, Afrika’nın gizemli topraklarına dönmüş, insanları doğal yaşantısının içinde gözlemlemeyi seven, bunu yaparken gösterişten uzak, içinden geldiği gibi davranan bir gezgin. Aynı zamanda da bir kahvesever. Haydi şimdi lafı uzatmadan söyleşimize geçelim, keyifli okumalar..

1- Merhaba Esra, bize biraz kendinden bahseder misin? Seyahat tutkunu nasıl keşfettin? 

Ben Esra Uğurlu. 35 yaşında bir Sosyologum.  Dünyayı keşfetme arzumun önüne geçmek mümkün olmayınca bir süre önce tam zamanlı işimi bıraktım. Şimdi yarı zamanlı şekilde çalışarak dünyayı geziyorum.

Myanmar-Bagan

Dünyayı gezme, yeni yerler keşfetme, farklı kültürleri tanıma hayalim hep vardı; ama çoğu insan gibi ben de seyahat edebilmek için çok para gerektiğine inanıyor ve biraz da korkuyordum. Yakın ve kısa rotalar ilgimi çekmiyordu. Gitmek istediğim yerlerin daha az tercih edilir yerler olması, hatta güvenli yerler olmaması sebebiyle de endişelerim vardı.

Tanzanya-Darusselam

Bir gün, daha fazla beklemek istemediğime karar verip Fas’a gittim. Fas beni çok tatmin eden bir gezi oldu; fakat o ateş Fas seyahatiyle değil 2. ülkem Hong Kong ile alevlendi. Beklentisiz gittiğim Hong Kong beni çok şaşırttı ve daha sık seyahat etmeye karar verdim.  Ardından da Tanzanya geldi.

2-Yolda olmak sana neyi ifade ediyor? Yolun kendisini mi seviyorsun yoksa bir yere ulaşmayı mı?

Yolda olduğum anlar en mutlu zamanlar. Sanırım ben yolun kendisini sevenlerdenim. Yolda olmanın heyecanını hiçbir şeye değişmem. Özellikle trenle yolda olmaya bayılıyorum. Tren yolculuğu yaparken amacım bir yere ulaşmak değil, o anın keyfini çıkarmak oluyor. Trenler çok dinamik ve hareketli oluyor. Trende kendimi bir yere ulaşmaya çalışan biri gibi değil de bir filmin içindeymiş gibi hissediyorum.

Madagaskar-Morondava

3-Seyahatlerine nasıl hazırlanıyorsun? Rotaları neye göre belirliyorsun?

Rota belirlerken; gideceğim yerin vizesiz veya kolay vize veriyor olması, o noktaya uygun bilet bulma imkanı, bütçe dostu olması ve en önemlisi bu yerin kültürel açıdan beni heyecanlandırması gibi etkenler devreye giriyor. Sanırım en önemli kıstasım, gideceğim yerin beni heyecanlandırması ve şaşırtması.

Sri Lanka-Nanu Oya

Seyahate çıkmadan önce bol bol okuyup araştırıyorum; ancak seyahatlerimi günü gününe planlamak bana göre değil. Bazen ilk gece kalacağım yeri ayarlamadan bile yola çıktığım oluyor.

Guney Afrika-Cape Town

Benim gittiğim ülkede en çok ilgimi çeken şey gündelik yaşam. İnsanlar ne giyiyor, ne yiyor, ne içiyor, nereden alışveriş yapıyor, ne iş yapıyor, nasıl ulaşım sağlıyor, düğünleri-cenazeleri nasıl, çocuklar nasıl oyunlar oynuyorlar, gelenekler neler, geçimlerini nasıl sağlıyorlar… En çok sevdiğim şey sokaklarda ve pazarlarda amaçsızca dolaşıp kaybolmak. Bu sebeple çok da planlı programlı gezmeyi tercih etmiyorum.

4-Kahvenin hayatındaki yeri nedir? Seyahatlerinde kahvecileri de keşfetmeyi sever misin?

Kahveye bayılırım, tam bir kahve insanıyım. Gün içinde abartılı ölçeklerde kahve içiyor olmasam da kahvesiz gün geçirmiyorum.

Kenya-Nairobi Kahveci

Seyahatlerimde kahve arayışına mutlaka giriyorum. Gezdiğim ülkeler genellikle refah seviyesi düşük yerler olduğundan kahveci keşfetmek biraz zor olsa da gittiğim yerlerin yöresel kahveleri varsa mutlaka bulup deniyorum.

5-En çok hangi kahveyi seviyorsun? Evinde kahve demleme ekipmanın ya da kahve makinen var mı?

Ben kahvede sadelikten yanayım. İçine süt, şurup vs katılmış kahveler bana göre değil. Yoğun kahve tadını almayı severim. Espresso, Americano ve Türk Kahvesi en sevdiklerim.

Eve kahve makinesi almayı hiç düşünmedim. Bence çok yer kaplıyor 🙂 Moka Potum ve bakır cezvem şimdilik bana yetiyor.

6-Bu vakte kadar denediğin en ilginç kahve hangisiydi?

Denediğim en ilginç kahve tartışmasız Vietnam’ın Yumurtalı Kahvesi idi.

Vietnam-Tren Yolunda Yumurtalı Kahve

Çırpılarak kremsi hale getirilen yumurtaya, yoğun Vietnam kahvesi ve yoğunlaştırılmış süt eklenmesi ile elde edilen yumurtalı kahve, ister soğuk ister sıcak olarak tüketiliyor. Kıvamlı olması sebebiyle bir kısmı kaşıkla tüketilen kahvenin tadı biraz dondurmalı kahveyi andırıyor. Kıvamı sebebiyle aslında daha çok tatlıya benziyor. Ben severek tükettim.

7-Asya’da çay kültürünün daha baskın olduğunu görüyoruz. Buna rağmen aradan sıyrılan ilginç kahve deneyimlerin oldu mu? 

Son birkaç yılda çok fazla Asya seyahati yaptım. Dediğin çok doğru, çay ağırlıklı bir içecek kültürleri var. Çayları da o kadar güzel ki… Özellikle Uzak Doğu’nun buzlu çaylarına bayılıyorum. Bu ortamda üçüncü dalga kahvecilerin peşine düşmek akıl karı değil; ama karşıma çıkan kahve alternatiflerini de değerlendirmeden geçmedim.

  • Hong Kong’da geleneksel bir lezzet olan Yuen Yeung, ‘Kahveli Sütlü Çay’ gerçekten beğendiğim bir tat. Çay ve kahvenin aynı içecekte buluşması fikri biraz enteresan geliyor olsa da kahveyi sütlü içmeyi seven biri olmadığım halde bu içeceği çok seviyorum. Market raflarında şişelenmiş olarak da satılıyor.

Hong Kong – Kahveli Sütlü Çay (Yuen Yeung)

Hong Kong – Yuen Yeung (Şişelenmiş Kahveli Sütlü Çay)

  • Vietnam’da diğer Asya ülkelerine göre kahve tüketimi çok daha fazla. Adım başı geleneksel kahvecileri görmek çok olağan. Bu kahve dükkanlarında fiyatlar çok uygun ve dükkanlar günün her saati kalabalık. Kahvenin yanında buzlu yeşil çay gelmesi enteresan bir detay ama zamanla siz de alışıyor, kahvenin yanında yeşil çayı arar oluyorsunuz.

Vietnam – Kahve yanında Buzlu Yeşil Çay İkramı

  • Vietnam’daki en ilginç kahve ise kuşkusuz “Yumurtalı Kahve”. Kulağa itici geldiğinin farkındayım ama bu kahveyi daha çok sıvı bir tatlı çeşidi gibi düşünmek daha doğru.

Vietnam – Yoğun Kıvamlı Yumurtalı Kahve

8-Seyahatlerinde sırtçantanda termos ya da cezve taşır mısın?

Genellikle uzun seyahatler yaptığım için sırt çantamda mümkün olduğunca az eşya taşımaya çalışıyorum; fakat kahve keyfimden ödün veremiyorum. Önceki yıllarda bakır cezve taşırken, son seyahatlerimde yanımda moka pot taşıdım. Moka potla kahve demlemek hem çok kolay hem de çok keyifli. İmkan olsa hem cezve hem moka pot hem fincan hem de termos taşırdım 🙂

Uzun seyahatlerim dışında Türkiye içinde kamp yapmayı da çok seviyorum. Kamplarda da yanımda cezve veya moka pot taşıyorum mutlaka. Közde kahve keyfine bayılırım. Benim olmazsa olmazım kahve.

9-Kahvenin kokusunu mu daha çok seversin, tadını mı?

Kahvenin kokusu her zaman güzeldir; ama tadı bazen…

Kahve kokusunu daha çok severim.

10-Kahvenin yetiştiği ülkelerden herhangi birinde bulundun mu? Bulunduysan bu bölgede yaşayan yerli halkın kahveye bakış açısı nedir? 

Kahve yetiştiren Kenya, Tanzanya, Madagaskar, Vietnam, Laos ve Filipinler gibi ülkelerde bulundum.

Kahve yetiştiren ülkelerde kahve tüketiminin çok yaygın olmaması dikkat çekici olsa da kahve, maalesef alım gücü düşük olan halkın ulaşabileceği kadar ucuz bir şey değil. Kahvenin dünya ekonomisindeki yeri göz ardı edilemez.

Vietnam – Kahveci

Üretim yapılan ülkelerdeki kahvenin neredeyse tamamı ihraç ediliyor. Kahve az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler için çok önemli çünkü ciddi anlamda döviz kaynağı. Gördüğüm kadarıyla; yerel halk kahve almak istiyor da ulaşamıyor gibi bir durum söz konusu değil. Mesela sokakta biri sizi çevirip, sizden ona kahve almanızı istemiyor; sizin ona gazlı içecek almanızı istiyor. Onlar için keyifli olan şeyler, işlenmiş ürünler. Bu sebeple bizlerin kahve düşkünlüğüne anlam verebildiklerini de düşünmüyorum.

11-Sence kahve üretildiği yerlerde mi daha çok tercih ediliyor yoksa yetiştirilmesinin mümkün olmadığı coğrafyalarda mı bir tutku haline dönüşmüş?

Kahve yetiştirilmesinin mümkün olmadığı coğrafyalarda değer bulmuş bir tüketim ürünü. Kahvenin yetiştirildiği toplumlarda ciddi anlamda kahve düşkünlüğü görmek mümkün değil. Kahve onlar için bir keyif değil, istihdam demek. Kahvenin ekimi, işlenmesi, ticareti, ulaşımı ve pazarlaması dünya çapında milyonlarca insana istihdam sağlıyor. Dolayısıyla kahveye başka bir anlam yüklediklerini göremiyoruz.

12-Denemek istediğin bir kahve çeşidi var mı?

Yeryüzünde denemediğim kahve kalmasın isterim; ama en merak ettiğim, dünyanın en pahalı kahvesi Kopi Luwak.

Bilmeyenler için; Asya’da yaşayan bir tür misk kedisi kahve bitkilerini yerken kahve çekirdeklerini de bütün bütün yutuyor. Mideye bütün halinde inen bu kahve taneleri, midedeki asitlerin etkisiyle fermantasyona uğrayarak, doğal bir şekilde işlem görüyor. Dışkı yoluyla dışarı atılan bütün haldeki kahve çekirdekleri toplanıp, sterilize işlemlerinden geçtikten sonra kurutularak tüketime hazır hale geliyor.

Ancak bu kahve için pekçok misk kedisinin kafeste, esaret altında tutulduğunu bilmek can sıkıcı. Bildiğim kadarıyla Kopi Luwak kahvesinin yabanıl misk kedilerinden mi, yoksa kafesteki misk kedilerinden mi elde edildiğini anlamanın bir yolu yok. Eğer yerinde görüp yabanıl misk kedilerinden elde edildiğine inandığım bir kahveye ulaşırsam bu kahveyi denemek isterdim. Aksi takdirde deneyebileceğimi sanmıyorum.

13-Türk kahvesi ile aran nasıl?

Türk kahvesini içmekle kalmam, telvesine kadar yerim; ne kadar sevdiğimi sen düşün 🙂

14-Sence ülke bazında milli gelenek ve alışkanlıkları belirleyen güç nedir? Sosyoekomik seviyesi düşük olan ülkelerde insanların yeme içme eğilimleri konusundaki gözlemlerin neler?

Ekonomik açıdan parlak görüntü sergilemeyen ülkelerde beslenme alışkanlıkları, besleyici değeri ve ulaşılabilirliği yüksek ürünlerden oluşuyor.

Gelir seviyesinin düşük olduğu bir ülkede siz: ‘Ben et yemiyorum.’ dediğinizde bunun oradaki insanlar tarafından anlaşılması güç olabiliyor; çünkü et, bu insanlar için çok büyük bir besin kaynağı fakat gelir seviyesi düşük halkın ete ulaşması çok güç. Bu sebeple pirinç, mısır ve patates bazen de alışık olmadığımız besinler devreye giriyor.

Geçen mart ayındaki Laos seyahatimde ülkedeki mutfak ürünlerinin diğer Asya ülkelerine göre pahalılığı ve ülkedeki gelir seviyesinin oldukça düşük olduğu dikkatimi çekmiş, sohbet etme imkanı bulduğum bir yerliye nasıl geçindiklerini sormuştum. “Gerçekten gelirimiz çok az ve her şey pahalı. Bu nedenle bulduğumuz her şeyi yemek zorundayız. Eğer domuz kesmişsek; kulaklarına, burnuna kadar her yerini yeriz. Ancak böyle geçinebilir, böyle beslenebiliriz.” demişti.

Aynı gün beraber gezdiğimiz pazar yerinde bahsettiği şeyi çok daha iyi anlamıştım; çünkü pazarda hayvanların tüm uzuvları, leğen içinde pıhtılaşmış kanları, tezgahta sereserpe yatan sincapları, yılanları, dereden toplanıp getirilmiş kurbağaları, satıcıların pazarcı küreğiyle adeta poşetle çekirdek satıyormuş gibi tarttığı çekirge ve çeşitli böcekleri yakından görmüştüm. Aynı şekilde doğa yürüyüşüne çıktığım ekipteki yerel rehberimizin ormanda fare ve kurbağa yakalayıp bunları pişirmeye çalışması yine biz modern şehir hayatı yaşayanlar için ekstrem bir örnek. Yürüyüşten birkaç gün önce bir köylünün evinin önünde kestiği horozun kanını ne sebeple bir kaba doldurduğunu anlamak da artık benim için zor değil.

15-Seyahatlerinde kahve ile ilgili ilginç bir anın varsa bizimle paylaşabilir misin?

Laos’taki yürüyüşten bahsedince aklıma doğadan kestiğimiz bambular geldi. Bu bambulardan bardak yapıp bardakların içinde de dereden aldığımız suyu kaynatmıştık. O yoklukta, kendi yaptığım yeşil bambu bardağımda granül kahve bile olsa sabah ateşi karşısında kahve içmek çok keyifli gelmişti.

Laos – Kendi yaptığım bambu bardakta kahve

Madagaskar’da bir sahil kasabasındaki sokak tezgahında turistlerin kahve içtiklerini görünce bir tabure çekip ben de oraya oturmuştum. Tencere içinde kaynattıkları lezzetli kahveyi, öylesine suya sokup çıkardıkları plastik bir bardakla servis ediyorlardı. Günlerce sabah kahvelerimi o tezgahta içtim.

Gürcistan-Ushguli

KISA KISA..

En sevdiğin espresso bazlı kahve: Americano

En sevdiğin manuel demleme yöntemi: Moka Pot

En güzel kokan kahve: Türk Kahvesi

En ilginç kahve: Yumurtalı Kahve

İçtiğin en pahalı kahve: Henüz öyle aşırı pahalı bir kahve içmedim.

İçtiğin en ucuz kahve: Vietnam kahvesi (2,5 TL)

İçtiğin en kötü kahve: Granül Kahve

Kahve çekirdeğini en çok beğendiğin ülke: Kenya

Kahvenin yanında en çok sevdiğin eşlikçi: Bitter Çikolata

 

Kahve ve Seyahat konulu söyleşimizin ilkini sevgili Esra Uğurlu ile gerçekleştirdik.. Fotoğrafları bile içimi kıpır kıpır etmeye yetti! Özellikle de şu “yumurtalı kahve”de aklım kaldı. Her insan yeni bir dünya, dünyanı bize açtığın için çok teşekkür ederim Esra..

Esra Instagram’da @esrauurlu hesabından çok güzel paylaşımlar yapıyor. Takip etmenizi şiddetle öneririm.. Özellikle de aynı rotaları görmekten sıkılanlara ilaç gibi gelecek cinsten!

Yeni söyleşilerde görüşmek üzere..

Kalın sağlıcakla, afiyetle..

Eyvallah..

Nilgün KARAKAŞ

Belki bunlarla da ilgilenebilirsiniz

3 Yorumlar

Yorum Bırakın